Yazı epeyce kolayladığımız şu günlerde yine ”Koca yaz nasıl da geçti?” şaşkınlığı içindeyim. Kardeşimin yıllar önce dediği gibi ”İnanamaya inanamaya yaşıyoruz” sahiden..

Oğlanları kreşe taşıdığım yol pek güzeldi, mandalina bahçeleri içinden geçerdik. Sabah güneşi yemyeşil ağaçları aydınlatır, tek katlı beyaz bodrum evlerinin her yanından fışkıran çiçekler, otlar, begonviller gözlerime bayram ettirirdi. Eren nadiren huysuzluk eder, bıcır bıcır konuşurdu. Bazen de sessizce yol alırdık. O sessizlik anları benim için anlık ışık çakmaları gibi aydınlandığım anlar oldu. Kendi içine bakmakta bu kadar mahir biri olarak epeyce şaşırdığımı anımsıyorum.

Yine böyle bir sabah ”Ben aslında hayatımın henüz başlamadığını düşünüyorum” dedi içimde bir ses. Nasıl yani dedi başka bir ses. Birden anladım ki ben o gün gittiğim işi ve yaşadıklarımı bir filmin içindeymiş gibi yaşıyorum. Film bitecek, kostümümü çıkarıp asıl hayatıma (!) geçeceğim.

Oysa tek hayatım vardı o da buydu..

Bu yaz yine de film oyuncusu hissiyatındaydım galiba..İşte filmde geçen olaylardan bir demet 🙂

giderken, İzmir havaalanı

6 ağustosta Hatay’a uçtuk. İzmir’e arabayla gidip oradan uçağa bindik. Uçağa gelene kadar her şey yolundaydı, sosyal mesafeye dikkat ettik, dezenfektan vs ne gerekiyorsa yaptık. Uçak tıklım tıklım, maskeler çenelerde. Gerildim epeyce. Bugün döneli 6 gün oldu, bir sıkıntımız yok.

Hatay nasıldı? İşte böyleydi..Çocukların kavgası, gürültüsü, itiş kakışı , telefon istemeleri (altısının birden) ..Çoğunlukla esas meşgalemiz buydu.
En küçüğümüz, bonibon şekerimiz
Çocuklar büyür biz yaşlanırken.
Antakya Melek Konağı Restoran. Atmosfere bayıldık. Büyük bir masa kurmayı, uzun uzun laflamayı hayal ettik.
Antakya Liwan Otel. Ne güzel bir bina. Biraz da yaşama kültürümüz olaydı, Paris’den farkı olmazdı Antakya’nın.

Covid sebebiyle çok gezemedik . Bir gün İskenderun, bir gün de Antakya’ya kaçtık. Petek’de oturduk, yeni restoran keşfettik. Nostaljik Dükkan diye bir yerden sütlük aldık.

Biz uzakta iken abimler evimize geldi. Döndükten sonra 3 gün beraber olduk. Zeynep’in bülbül gibi şakımasına nedense hayret ettik.

Dün online dersler başladı. Ödev tantanası olacak. Okulun beklentisi yüksek. Siteden komşunun üniversiteli kızı gelip Emre ile oturacak beş gün. Çok büyük mutluluk sebebi oldu bizim için. Online eğitime adapte olmamız gerekiyor. İnstada @dijitalbaba.orhantoker’in paylaşımlarından sonra kendime gelip Emre’ye bir çalışma alanı düzenleme işine giriştik. Sünnet hediyesi olarak toplanan paraları da katarak bir masaüstü bilgisayar sipariş ettik. Monitörü de Vatan’dan aldık. Eren’in de bir tableti oldu ayrıca. Ne aptallık ; güya çok alışmasın diye tablet almadık çocuklara. Zorda kaldıkça, yolculukta, misafirlikte ne yaptık? Telefonlar ellerinde oyuncak oldu. Hem biz telefonsuz kaldık, arayanı soranı duyamadık, hem telefonlar kırıldı, çizildi, hafızaları doldu vs. Keşke dört yaşında alsaydık. Çocukların saatlerce minicik ekranlara bakıp gözlerini bozmaları da cabası.

Havanın rengi değişti. İki gecedir klimasız uyuyorum, üstümden bir yük kalktı desem..Terleyerek uyumak ve uyanmak benim için depresyona giden en kestirme yol. Şurada on gün sonra havuz sezonunu kapatacağız belki de.

Böyle kısa kısa yazmak hoşuma gitmiyor ama ne demişler:

”Mükemmel iyinin düşmanıdır”

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

Bir cevap yazın