Nicedir günübirlik bir kaçamak yapalım diyorduk. Cuma izinliydim ama oğlanın dersleri vardı. Cumartesi sabah da güya gideceğiz ama o kadar ağır hareket etmişiz ki eşim bir ara vazgeçtik sanmış. 11 gibi zar zor çıktık Bodrum’dan.

Plansız, programsız, acelesiz yola koyulduk. Aklımızdaki son durak Selimiye’ydi. Ege’ye taşınalı 8 yıl oldu ama Muğla’nın Bodrum dışında neredeyse hiçbir ilçesine gitmedik. Selimiye’yi çok duyuyordum, merak ediyordum.

İlk durağımız Akçapınar tostçusu oldu. İnternetlerde pek meşhur bu mekanın bir numarası yok bana sorarsanız, tostunun tadında da olağanüstü bir şey görmedim ama bir yolu var ki.. Bence bu tostçuyu meşhur eden bu yol.

Belki bir kilometre uzuyor bu yol.. O kadar iyi geldi ki bana rüzgarda salınan yapraklar, hışır hışır sesler. Ben kesinlikle ağaç insanıyım; yeşille , serinlikle, dağlarla mutlu hissediyorum.

Tostlardan sonra Marmaris’e ulaştık. İlk kez gittiğimiz ilçe bana kaotik, gürültülü ve dağınık geldi. Arabayı rastgele bir otoparka bırakıp, oturacağımız bir yer bulana kadar yürüdük. Marinanın sonuna doğru dondurma tabelası olan bir kafeyi gözümüze kestirdik ve belki iki saat keyif yaptık. Marmaris’de maskesiz tek insan görmedim, covid işini epey ciddiye almışlar, takdir ettim. Karşımızda dev bir seyahat teknesi, sağımızda bir deniz feneri ve balıkçılar vardı. Emre gidip onlarla sohbet etti, izledi. Son bir-iki aydır olta balıkçılığına merak sardı ve dün Turgutreis’den ilk oltasını aldırdı bize (500 lira civarında)

Ağaçlı yolda yürürken yanımızdan son sürat bir motorcu geçti ve Eren’in gözüne toz kaçtı. Ne kadar dediysem de epey ovuşturdu, parmağını gözünün içine soktu neredeyse. Geçti dedi ama göz giderek şişti, kızardı. Acımaya başladı. Benim tadım baya kaçtı. Yine de çocukluğun güzel yanı hoplayıp zıplamaya devam etti, ara ara unuttu ama benim gözüm onun gözünden ayrılmadı.

Hedeften şaşmadık, Selimiye’ye devam ettik. Eren uyudu ve biz oraya vardığımızda maalesef karanlık olmuştu. Otopark ararken çıkmaz sokak tabelasını görmeyip sahil boyu uzanan dar yola girmemiş miyiz? Yolun sonuna kadar da gidip Sardunya restoran önünde kalakalmamış mıyız?

En sağdaki şezlongların oraya kadar gittik, yol bitti

Dönmenin imkanı yok , el-mecbur olduğumuz yere bıraktık arabayı, hava baya baya serin, Eren uyandı. Çişi gelmiş, restoranın tuvaletine gittik. Gözü hala şiş. Bari yemek yiyelim dedik ama tüm masalar rezerve. Döndük, ters istikamete yürümeye başladık. Sezon kapanmış, her yer karanlık, açık mekan yok. Eşim arabayı alalım, yakında bir yer yok deyince içim bir hoş oldu. Geri geri gelecek , tek yolu bu. Eren’le bir basamağa çöktük, beklemeye başladık. Bir süre geri gelip sonra etraftakilerin de yardımıyla arabayı çevirince derin bir nefes aldım. Yine bir kilometre kadar gidip park ettik ve bir teyzeye restoran sorduk. İlerde bir yer tarif etti, Emre ”Aç kaldık” deyince teyze dertlendi, ekmek arası yapayım sana oğlum dedi :))

Biraz yürüyüp karanlıkta bile güzel Selimiye’yi ve mavi dolunayı izledik. Sonra da Bahtiyar Ev Yemekleri’ni görüp oturduk. Ev yemeği bitmiş, Eren’in deyişiyle sulu fasülye filan kalmamış. Izgara köfte-tavuk gayet lezzetli hesap da Ege işi idi (130 lira)

Tekrar yol..Üç saat sonunda evimize ulaştık. Çocuklar uyudu. İki kez polis durdurdu.

Kış iyice bastırmadan Selimiye’de bir haftasonu geçireceğiz, belki motorla gideceğiz, çocuksuz.

Ertesi sabah Eren’in gözü epeyce düzelmişti. Marmaris’de aldığımız damlayı tek bir kez damlatarak kurtardık galiba.

Bir şöyle bir böyle olduğumuz, yerde miyiz gökte miyiz bilmediğimiz şu dar zamanlarda bu yolculuk bize iyi geldi. Hayal kurdurdu; daha ne olsun?

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

2 YORUMLAR

  1. Ufak tefek aralar olmazsa zor atlatacağız bu günleri. Zira gündem çok yoğun, çok ağır.
    İyi günler diliyorum.

    1. Kesinlikle, normalleşmeye ihtiyacımız var. O kadar iyi geliyor ki kaçamaklar ve Ege, Ege bir harika bu mevsimde. İçimi neşeyle, huzurla dolduruyor.

Bir cevap yazın