Hepimiz Narsistiz Kitap Yorumu

Haziran 30, 2024
13
Views

Narsist aşağı narsist yukarı…Bu kelime herhalde hiç bu kadar moda olmamıştı. Elimizi sallasak narsiste çarpıyoruz. Acaba dümdüz, şerefsizin önde gideni desek daha mı doğru? Çağımızın ”her şeyi psikiyatrize etme hastalığı ”  ve insan denen varlığın yok sayılmayı- aşağılanmayı- hiç olarak görülmeyi zinhar kabul edemeyip illa bir açıklama araması sonucunda arkamıza bakmadan kaçmamız gereken insanları anlamaya çalışıyoruz.

Hepimiz Narsistiz - Şule Öncü • Destek Dükkan

 

Şule hanım da ”narsist” tanımını tıbbi anlamıyla değil sosyal medyadaki şekliyle kullanmış. Bilimsel anlamda narsisizm şöyleymiş:

‘ Patolojik narsisizm temel güven ihtiyacı başta olmak üzere görülme, onaylanma, sevilme, kabul görme ihtiyaçları karşılanmamış bireyin duyduğu yoğun varoluş anksiyetesine karşı geliştirdiği gerçekliğin inkarına dayalı işlevsiz savunmalar bileşkesidir”  s.31

” Narsisistik kişilik bozukluğu, en ağır ruh hastalığı olan psikozla dirsek temasında, zaman zaman da iç içedir.  Narsist birey kapalı devre bir üstünlük fantezisi içinde yaşadığı için zihninde olanla dış dünyada olanı birbirinden ayıramaz. ” s.33

” Kişilik bozukluğu düzeyindeki narsist birey, ona bakan/gören/seyreden yoksa kendi gözünde yok olur. Benliğini hissedemez. Benlik bedene kurulum yapamamış, yerleşememiştir çünkü” s.35

Bu tanımlara göre ”Narsisistik kişilik bozukluğu” oldukça az rastlanacak bir şey gibi durmuyor mu? Psikoza yakın bir olgudan bahsediliyor (Psikoz dediğimiz şizofreni; gerçeklikten tamamen kopmuş olma hali) . Kendini beğenen, patron gibi davranan, kuralları filan takmayan, empati yapmayan herkese olur olmaz yapıştırılan ”narsist” sıfatı bu durumda doğru değil fakat kitabın tamamında bu insanlar anlatılıyor. Kırgınlar, küskünler, muhalifler vs neredeyse hepimizi narsist grubuna almış ; eh kitabın adı da ”Hepimiz Narsistiz”. Bu genellemeden teorik ve pratik manada hoşlanmadım.  ”Annem, sevgilim, oğlum, patronum narsist” diyoruz fakat bu insanlar gerçeklikten kopuk filan değil. Kızını itip kakan anne oğluna gayet iyi davranıyor, komşusuyla mis gibi geçiniyor, kirasını ödüyor, günlük hayatını sürdürüyor. Sosyal hayata uyum sağlayan, evlenip barklanıp çocuk büyüten insanlar için benliğini hissetmemek, zihninde olanla dış dünyada olanı ayıramamak mümkün olabilir mi?

Bu kafa karışıklığını saymazsak epeyce iyi toparlanmış, günümüzdeki pek çok olguya değinen, çözüm kısmını da beğendiğim bir kitap oldu.

Kendi yorumumla  kısa kısa notlarım:

-Sağlıklı narsizmi olan birey boş vakitlerini okuyarak, yazarak, dinlenerek geçirebiliyor, narsist birey aynı şeyleri yapsa da aklı hep daha iyide- daha pahalıda. Gözü aslında onun hak ettiği şeylere sahip olan diğer insanlarda; huzursuz, tatminsiz.

-Her insan onaya ihtiyaç duyar ancak narsist aşırı ilgi/ övgü ya da korku /itaatten beslenir. Sahte benliğine başkalarını inandıramazsa kendini de inandıramaz ve gizli narsiste dönüşür.

-Büyüklenmeci narsistler fail, örtük narsistler kurban rolünde. Mağdur rolüne büründüğü an hem mücadeleden muaf oluyor hem de ötekini cani/ kötü adam olarak etiketliyor ve rahatlıyor.

-Örtük narsist şikayet etmeyi ve suçlamayı seviyor. Amacı dikkati/ ilgiyi kendine çekmek olsa da şikayetleriyle kendini aciz/ nesne durumuna düşürür.

-”Yakınmak kendini karşıdakinin insafına bırakmaktır. Yakınan nesne, öteki ise özne olmuştur. Örtük narsist bu durumdan hoşlanmaz ve karşısındaki ne söylerse söylesin ona yetmez.” minvalindeki cümleler bana bir aydınlanma yaşattı. O sayfayı okuduğumdan beri olur olmaz her şeyden şikayet etmemeye dikkat ediyorum.

– Fiziksel ve ruhsal ihtiyaçları karşılanan birinin narsistin tuzağına düşmesi çok olası değil.

-Narsistin sana sunduğu aşırı mutluluk vaadi 24 saat bile geçmeden bitebilir.

-Narsist yakını /eşi olanlar onun terapistliğine soyunmadan önce narsistin bu değişime, farkındalığa, iç görüye, çabaya talip olduğundan emin olmalıdır.

Bu yazıyı bir türlü toparlayamadım.

Bana bu kitabı satın aldıran ”Kırgınlar, Küskünler” kelimeleri oldu çünkü uzun süredir hem çok kırgın hem de her şeye küsmüş hissediyorum.  İçimdeki umutsuz taraf çok baskın, etrafta umut  uyandıracak ne kadar çok şey olursa olsun telafisi olmayan bir şey kaybetmiş gibiyim.

Amerikan ekolü psikoloji bize uymuyor, onların yazdığı her şeyi kopyalayıp kendileri icat etmiş gibi davranan bizimkilerden de gına geldi. Şule hanımı bu sebeple de merak ettim; kopyacı mı orijinal mi? Cevaptan emin değilim ama bizden biri olduğu, fildişi kulede yaşamadığı belli.

Aslında altını çizdiğim çok yer oldu ve okumaktan çok keyif aldım. Bugün kitapla ilgili 50 dakikalık podcast dinledim ama bir türlü oturmayan, içime sinmeyen bir şey var ki adını koyamıyorum.

Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum . Mutlaka bir şans verin.

Etiketler:
·
Kategori:
Genel · Günlük · Kitap Yorumu

TÜM YORUMLAR

  • Alıntılar çok güzel, merak ettim kitabı.

    Serpil Haziran 30, 2024 11:56 pm Yanıtla
  • Tam alıp okuyayım dediğim an yorumuna savindim. Şule Öncü’yü beğeniyorum ondan okumak istiyordum ama senin de aynen dediğin gibi “narsist aşağı narsist yukarı” ben de çok bıktım şahsen. Ama alacağım. Bu arada Şule Öncü’nün instagram hesabı da keyiflidir. Yalnız söylemeden edemeyeceğim kendisiyle görüşmek istedim, danışan olarak yani, 5000 TL dedi seans…şok şok şok ben 🙁 Öyle işte.

    Aze Temmuz 2, 2024 6:14 pm Yanıtla
    • O ücretleri duydukça ben de şok geçiriyorum. Üstelik 50-55 dakikalık seans için. Zaten ısınıp da dişe dokunur bir şeyler söylemen en iyi ihtimalle 20 dakikayı buluyor. Bilmiyorum Aze. Ucunda böyle paralar olan her işin anlamını sorguluyorum; ya herkes zengin oldu ya da biz çağ dışı kaldık.

      Aydınlık Yüz Temmuz 9, 2024 12:41 pm Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir