Hoş Geldin Yaz

Temmuz 3, 2026
45
Views

Yaz başladı. Birkaç gündür epey sıcak . 13 yılın ardından durumu kabullendim; hava durumu ile savaşmıyorum. Hele ki bu yaz Avrupa’nın başkentlerinin klimasızlıktan ne hale geldiğini gördükçe yatıp kalkıp halime şükrediyorum.  Fransa’da sıcaktan yüzden fazla insan ölmüş; insanlar serin diye İKEA’ya sığınmış. Berlin’de yaşayan kardeşim kavruldu geçen hafta; üstelik şık bir kafede çalışıyor ve elbette mutfakta kocaman fırınlar var. Parol içmeye bile korkan Almanlar kim bilir ne zaman klimalı yaşama razı olur?

Paris’te etkisini artıran sıcak hava dalgası nedeniyle termometreler 42°C’ye kadar yükseldi. Aşırı sıcaklar kentte günlük yaşamı zorlaştırırken, özellikle kliması olmayan birçok Parisli serinlemek ...

Çok şükür evimizin 3 odasında klima, bir odasında güçlü bir vantilatör var ve mutfak batı cephede. Sabahları serin oluyor. Hemen dibimizdeki havuzda henüz siftah yapmadık . Denize bir kez gittik. Yeğenim Ecem buradaydı ve ona bir hoşluk olsun, oğlanlar da evden bir-iki saatliğine çıksın diye ısrar kıyamet Akyarlar’daki Zorba Beach’le  açılışı yaptık ama sert bir rüzgar vardı. Suda 15 dakika kalabildik. Eren hiç girmedi, Emre Ecem’e kum atmak için 5-10 dakikalığına denize girdi.

Pahalılık ciddi bir sorun. Sema ile sağlam bir şemsiye edinip işletmelere hiç bulaşmadan dört bir yanımızı çevreleyen tuzlu suyun tadını çıkarmaya niyetlendik. Bakalım yapabilecek miyiz?

2 gün önce nihayet Eren civcivimin saçlarını kestirebildik. Eski pazar yerinin karşısındaki Onur Kuaför’de Muammer Usta’yı çok sevdik. Tam bir Egeli. Özenle yaptı saç tıraşını. Ben yalnız gidecektim, eşim de eklenince dükkanda epeyce oturduk. Çok sıcaktı, ortalarda dolanacak hava yoktu.

Saçı kesilince, çocuğum koca delikanlı oldu sanki. Dün yıllar sonra ilk kez Eren’i ben yıkadım. Niyetim güzel bir kese atmaktı ama keseyi bulamadım 🙂 Liflemekle yetindim. Üstünde koca senenin kiri-pası vardı. Ben ondan daha çok rahatladım.

Yeğenim Tuğba,  eski dostumuz Max ve eltimin kızı Mine temmuz ayı içinde ziyaretimize gelecekler inşallah . Ayın sonunda ise ben, anneme gideceğim. Planlarken zor geliyor ama bir eve gelen-giden olması güzel bir şey. Konfor alanından çıkıp normalde üşeneceğimiz şeyler yapıyoruz, denize gidiyoruz, yeni mekanlar keşfediyoruz. Anlatacak anılarımız oluyor. Bağlar sağlamlaşıyor. Max sayesinde her yıl Dalyan’a gidiyoruz, tekne turu yapıyoruz.

Simi adası için 2-3 günlük seyahat organize etmeye çalıştım; yer bile ayırttım ama olmadı. Kısmet değilmiş. Kos-Simi arası biletleri bir türlü alamadım. Çocukların matematik özel dersleri -online- başlıyor. Bütçeye ciddi bir ekonomik yük ekliyor. İlla ki LGS için birkaç ders daha alınacak derken seyahate harcanacak 50-60 bin gerçekten gerekli mi diye düşündüm. Üzücü ama gerçeğimiz bu.

Yaz modu bu. Keyifleri yerinde. Öyle olsun zaten. İnsan bu yaşlarında gamla-kaygıyla dolu olmamalı.

Görselde saklı olan kitabı gördünüz mü?

Bu kitaptan psikolog Tülay Kök hanım bahsetti. Ne çok kitap var, okunacak ne güzel şeyler var. Geçen gün sevgili edebiyat ajanımız Nermin Mollaoğlu’nun söyleşilerine denk geldim. Sonra da onların sahip olduğu Kalem Ev‘in sayfasında gezindim. Nasıl mutlu oldum. Bir sürü güzel insan, kitap ve fikirle karşılaştım. Benim ait olduğum dünya orası gibi geliyor bana. Kim bilir? Bazen de üzülüyorum; ”gelecekteki güzel günler” fikrine tutunup günü kaçırıyor muyum diye. Nasılım sorusuna cevap verebilmek için yapılacaklar listemde önemli bir madde olmaması gerekiyor galiba. Ya da bir şey yaşamış ve kötü hissediyor olup her şeyi askıya alıyorum. Bunlar üzerine çok çalıştım, okudum ve farkındalıkla /teknikle ”çözülmesi” gereken problemler olmadıklarını biliyorum. Bunlar beni ben yapan şeyler. Bir zamanlar benim için tetikte olmak-olası aksilikleri hesaplayıp önlemler almak gerekliydi.  Yaşamak her yönüyle bir mücadeleydi, hazırlıklı olmam gerekiyordu, kaynaklarım sınırlıydı. Elimden gelenin fazlasını yaptım. Bu sayede başarılı bir öğrenci-iyi bir abla-hayırlı bir evlat-yeterince iyi bir anne/eş oldum. Kendimi takdir ediyorum ve gurur duyuyorum.

40’ların sonunda ise bedenen-ruhen bir değişim sürecindeyim. Eski silahlarımla yavaş yavaş vedalaşıp ”barışa” alışmaya çalışıyorum. Ben aslında ne istiyorum? Beni neler mutlu ediyor? Nasıl bir ev beni sakinleştirir? Nasıl bir rutine ihtiyacım var? Bu soruları sormak için hiçbir zaman geç değil. İnsan ruhu ittirilmeye gelmiyor arkadaşlar. Bir yere geç kalmadık. Bunları bilmek huzurlu bir iç dünyamız olacağı anlamına gelmiyor. Bir yoldayız, uzun ve ince. Gücümüz yettiğince yürüyoruz, durup çiçekleri kokluyoruz, ağaç altlarında dinleniyoruz. Bazen koşuyoruz, bazen ayağımız takılıyor ve düşüyoruz. ”Tamam, bitti bu iş, artık devam edemeyeceğim” diyoruz bazen ama ediyoruz.

Eh.. Şimdi buraya Aşık Veysel gelmese ayıp olmaz mı?

Kalın sağlıcakla…

TÜM YORUMLAR

  • Gelen giden sizi zor duruma sokuyor mu Elif hanimcim.
    Eşimin bitmeyen arkadaşları, Ankara’da kağıt kürek isleri bitmeyen tanıdıklar akrabalar…
    En az 15 gün önceden tasasini çekmeye başlıyorum.. evi temizle menüyü hazırla gezilecek yerleri ayarla… Gittiklerinde de kendime gelemiyorum uzun bir sure. Duygularımı çok yoğun yaşıyorum. Aşırı vermiş bir ruh, yorulmuş aşırı ince düşünmüş bir beden. Aksini de beceremiyorum vesselam.
    cocuklarimi mağdur ettiğim vicdan azaplari.. Varislerim hortluyor her yerde. Kimseyle görüşmek istemiyorum artık. Salin beni diye bagirasim geliyor.

    Aliye Temmuz 3, 2026 3:22 pm Yanıtla
    • Çok anlaşılır bir durum. Ne kadar yorucu, yazarken bile yorulmuş olmalısın.

      Aydınlık Yüz Temmuz 6, 2026 9:49 am Yanıtla
    • O kadar haklısınız ki Aliye Hanım.

      Serpil Temmuz 11, 2026 9:15 pm Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir