Bu kış çok soğuk geçiyor. Son birkaç gündür ben bile üşüdüm. O kadar ki mutfak tarafına geçmemek için elimizden geleni yapıyoruz. Bu da bir ”sahil kasabası” sorunu. Sobalı evden farkı yok; tek odada yaşamaya mecbur kalıyoruz. Nobolar ve klimalar tam gaz çalışıyor fakat yatak odamız bir türlü ısınmıyor. (İyi ki üşenmeyip Emre’nin odasına klima taktırmışım.) Hal böyle olunca yaşama alanımıza küçük bir masa ve 4 sandalye aldık. Eşim başlamışken televizyon da alınca yeni yılın ilk gününde oturma odasını alt üst ettik. Televizyona yer hazırladık. İkea’dan alınan masa-sandalyeleri koymak için kanepeleri ortaya doğru çektik. Bu evde tahmin ettiğimizden uzun kalacağız belli ki. Duvarları nasıl dolduracağımı dert etmeye başlamış olmamdan anlıyorum. Birkaç tane kanaviçe pano sipariş ettim. Bir duvarı onlarla süsleyeceğim. Yaş ilerledikçe ”yerleşik” hissettiren nesneler mi istiyorum acaba? Danteller, eski tip duvar saatleri, el dokuma halılar geçiyor gönlümden.

Televizyonumuz uzun süredir çalışmıyordu; geçici bir çözüm olarak uyduyu projeksiyon cihazına bağlamıştık. Fena da olmamıştı. Eski TV’yi nereye atacağımızı bilemediğimiz için haftalardır odanın bir köşesinde duruyordu. İki kere belediyeyi aradım kem küm edip baştan savdılar. Google’a sordum ve Konacık’ta bir Atık Getirme Merkezi olduğunu öğrenip, GPS’le buldum ve bu sabah götürüp bıraktım. Birkaç yıldır bekleyen eski laptop ve birkaç elektronik eşyayı daha çöpe atmadan elden çıkarabildiğim için kendimle gurur duyuyorum. Yüzbinlerce evden çıkan milyonlarca atık..2008 yapımı Wall-e filmini anımsamamak mümkün mü? 29. yüzyılda dünyamız atıklar sebebiyle yaşanamaz hale geliyordu . Korkarım ki en fazla bir yüzyıl daha dayanabiliriz çünkü tüketme hastalığı en ücra köylerden kutuplara kadar tüm insanlığı pençesine almış durumda.

Çok güzel bir animasyon filmiydi. İzlemediyseniz mutlaka bakın. ‘ ‘İnsan olmak ne demek” sorusuna bu kadar tatlı ve basit bir yerden yanıt verebildikleri için yapımcılarını çok takdir ediyorum.
Şubat tatiline 1 hafta kaldı. Benim gıdıklanmalar başladı. Soğuk memleketlere çoluk çocuk gitmek kötü fikir. Dubai çok klişe ve ekonomimiz doğal olarak hassas. Düşünceler içindeyim 🙂
Online kulüpte Yengeç Konserveleme Gemisi’ni okuduk. İnsanlık onuru diye bir şeyin olmadığı bir gemide geçen kısacık bir roman. Uzak doğunun ne cinsiyetçi, kafa tasçı halklarını ne coğrafyasını merak etmiyorum. Edebiyatını okurken de içim daralıyor.


Kaktüs kulübün bu ayki kitabını sabah başlayıp akşam bitirdim

Oğlanlarla diş kontrolü sonrası Oasis’in yılbaşı ağacını görmeye ve yemek yemeye gittik. Bursa kebapçısı Lizbon’dan nata getirtiyormuş! Merak edip yedim ve çok beğendim. Nata ayağımıza gelmiş arkadaşlar 🙂
Bir arkadaşımın eşiyle yaşadığı sorunları dinlerken kendimizi aklamak için gerçekleri nasıl da eğip büktüğümüzü hayretle fark ediyorum. İlişkiyi 3. kişi kabul edip onu acımasızca hırpalamak uzun süren evliliklerde olağan bir şey mi? Kısa video -reels- bataklıklarında rastladığım bir sürü çarpıcı içerik var; biri diyor ki ”25 yılın 5’i çok kötü mü geçti? Bu büyük bir başarı 🙂 İyi geçmiş 20 yılınız var demektir” İşleri oluruna bırakıp, çok kurcalamamak mümkün ama…neyden sonra? Hangi bedelleri ödedikten sonra?
Not: Ana görsel Bitez’in yeni mekanı@sydrabitez. Çok ama çok şık.




