Bu Aralar Hayat; Bir Küçük Eylül Meselesi

Eylül 10, 2026
63
Views

Sonbahar geldi 🙂 Benim gibi kışçıların enerjiyle dolduğu güzel günler kapıda. Ege’de eylül sıcak geçer, sahiller dolu, gündüzler 30-35 derece civarında. O yüzden henüz sonbahar duygusu yaşayamıyorum ama dekorasyon mağazalarındaki sarılı-kırmızılı köşeleri gezmek bile mutluluk sebebi. Gaza geldim ve instadan çok tatlı bir seramik kupa alayım dedim; neyse ki stok yokmuş 🙂

karaca 'ya yeni gelen sonbahar koleksiyonu 🍄🐿️ . . . . #öneçıkanlar #çeyizlik #çeyizlistesi #çeyizhazırlıkları #karaca #karacahome #fyp #ootd #keşfetbeniöneçıkar #dekorasyon #akım #trend #pinterest #dekorasyonfikirleri #kitchendesign #home ...

Eren günlük ödevlerine bakıyor, Ecem de kendini test ediyor. Ben ayın 13’ündeki kitap kulübü için listemi güncelliyorum 🙂

Yeğenim Ecem 18 ağustostan bu yana bizimle. Bize iyi geliyor. Evdeki enerjiyi gençleştiriyor. Güzel kahveler yapıyor ve şaşkın bakışları ile hala olmanın güzelliğini dolu dizgin yaşadığım zamanları hatırlatıyor. Dünyanın en güzel çocuklarından biriydi; fıstığım tam bir kartpostal bebeğiydi . İstanbul’da yaşadığımız dönemde ona kıyafet almaktan çok hoşlanırdım. Kardeşim Almanya’dan pespembe bir mont getirmişti. 3 yaşından 7 yaşına kadar giydi onu. O minik penguen halleri  şimdi bile gözümün önünde .  İlk halalık ve teyzelik hele ki kendi çocuğunuz yoksa nasıl bir mutluluk, değil mi?

Eren’in LGS süreci başladı. Hatta 2 gün önce okulda bir sunum oldu. Abisinden deneyimli olduğumuz için işi biraz daha sıkı tutmaya çalışıyoruz. Öyle ki bir LGS koçumuz var ! Robotik turnuvasındaki akıllı anaların birinden numarasını aldığım gencecik öğretmen Eren’in gönlünü kazanmış gibi.  İşler Kitabevi’nden kitaplarımızı aldık. Ufaktan program yapmaya başladık. Matematik online dersler tam gaz devam ediyor. Kahramanlarımız yeni maceralara doymuyor efendim 🙂

Eren’in çalışma alanını düzenlemek için aylardır ertelediğim işleri 1 saatte yaptım: Masasının çekmecelerini ve kitaplığını boşalttım. Şu öndeki kitap kulesini evden çıkardım; iyileri okul kütüphanesine, çöpleri geri dönüşüme bıraktım.

Evde sonbahar düzenlemesi 🙂 Sırf hoca tanışmaya gelecek diye 1 saatte el ele verip evi pırıl pırıl yaptık.

 

The Invite (2026) - IMDb

The Invite (Davet) filmine gittik bir arkadaş ile. Tek bir odada geçen, aşırı derece uzun-çok konuşmalı, bağrış-çağrışlı film başımı ağrıttı. Netflix’te olsa çok daha pratik olurdu;  sinema biletine 380 lira vermek hoşuma gitmedi.

Serin eylül sabahlarında uzun bir yürüyüş sonrası böyle gölgeler içinde bir kafede kahve içmek.. İşte benim mutluluk tanımım.

Macro Market’lerde böyle buketler satılıyor. Çok hoşuma gitti. Niyetim pazartesi sabahı okul açılışına 2 tane götürmek. Çok sevdiğim öğretmenler için.

Tam sahil kitabı ama okuyamadım. Çok hafif geldi 🙂

Yalıçiftlik’e bir kez daha gittim ve yanımdaki arkadaş sayesinde bir önceki koy olan Gerenkuyu koyunu keşfettim. Bodrum’da ilk kez Yunan adası duygusu aldığım bir yer. Bir sabah Bitez sahilde, bir gün Zai’de, bir gün Gümüşlük’te vakit geçirebildim şükür.

Acısıyla tatlısıyla aylar gelip geçiyor. Yaşam sevincimiz eksilmesin, okuyalım, yazalım, gezip tozalım 🙂 Minnoş masalarda, yağmur eşliğinde tatlı tatlı sohbet edelim dostlarla. Ne demiş sokak şairi:

Bittiyse bitti. Acısı değil tadı damağımızda kalsın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir