Ramazan Bayramı, Hatay, Düğün 2019

 

Gidiş sebeplerimizden biri eşimin halasının oğlunun düğünü. Adana’ya gidiş, gece dönüş, uyuyan çocuklar, bacaklarımı zımparalayan pullu bir etek..En önemlisi de aynı günün sabahı eşimle yaşadığımız dev tartışma, ardından ona ölümüne kızgın olmam sebebiyle hiç keyfim yoktu. Özetle yetişkinlik zor zanaatmiş kardeşler; sabah kapkaranlık bir ruh hali ile berbat ötesi hissederken akşam erik dalı gevrektir..Offf…Videodaki çocukların mutluluğu var bir de. Babaanneleri ile gelinin başına paralar atmalar, Eren’in ilk kez kollarını açıp oynaması, konfeti patlatmaları..

Düğün olayları çok değişmiş. Kınayı animasyon ekibi eşliğinde göbek ata ata salonda yaktılar, yüksek yüksek tepeleri söylemediler. ”Gelin elini açmıyor, kaynanası nerede” gibi sözler içeren maniler okudular (sanırım gelin için 3 , damat için 3 , toplam 6 kez) . Yeni modalar bir garip. Tantana, curcuna dozu artırılmış.

Eşimin köyünde , ceviz ağacı altındaki şu sofraya bakmak..Yemekler harika, birlikte olmak harika. Hüzünle düşündüğüm şeyse şu ” Halalar öldükten sonra bu mirası devam ettirecek ne kız var ne gelin..”

9 haziran pazar, geleneksel aile mangalı. Mısır pişirildi, çay kahve, meyve..Hava çok iyiydi. Emre ve Mine arasındaki et pişirme yarışını saymazsak çok güzel bir gündü.

10 haziran pazartesi gününü kendimize ayırdık. Öğlen Antakya’ya vardık. Eşimin çok eski bir arkadaşının iş yerine uğradık ve ben kendimi bir roman kahramanının karşısında buldum. Uzun zamandır hatırlamadığım bir dünya. İdealizmin, adanmışlığın, ölümüne inanmanın dünyası. Neye inandığı (desteklemediğim bir görüş) fark etmez. Unutmuştum bu hali. Saygı duydum. Ruhuna, öz benliğine göre yaşamayı başarmış bir insan. Köpekleriyle, bağlamasıyla, tereddütsüz , soru işaretsiz cümleleriyle, dört çocuğuyla ne güzel, ne huzurlu bir yaşam kurmuş kendine. Acayipti. Bazı yargılarımı yerle bir etti. Huzursuz oldum ama başka bir boyuta gittim geldim. Çok yaşa güzel insan.

Antakya’da birinci durak tripadvisor’da ilk sırada görünen Konak Restoran. Arabayı zar zor park edip GPS’e göre aramaya başladığımız mekan daracık bir sokakta , şahane bir konağın bahçesinde. Üç gibi vardığımız için kimsecikler yoktu. Yemekler nefis, porsiyonlar yeterli, fiyatlar Bodrum’un yarısı olunca, enstrümental sakin bir müzik yemeğe eşlik edince pek keyifli oldu.

Bir sonraki durak en meşhur künefeci Çınaraltı. Uzun çarşı içinde burası da, yürüyerek bulduk. Künefenin kadayıf kısmı kalındı , garson elle yapıldığı, fabrikasyon olmadığı için dedi. Önceki seyahatlerin birinde gitmek istemiştik ama servis bitmişti. Listeden bir madde eksilttik. Kocaman çınarın hışırdayan yaprakları, eşimle kırılıp dökülenleri toparlama konuşması, cami bahçesinde olduğumuz için okunan ezan..Güzeldi.

15 yıla varan Hatay’lılık yolculuğumda gidemediğim için hep üzüldüğüm Hatay Arkeoloji Müzesi’ne nihayet gittik ama sor , nasıl gittik? Bir kere, mozaik ve arkeoloji müzeleri birleşmiş, 2014’den bu yana Reyhanlı yolu üzerinde çok şık, modern bir binadaymış ve bunu instagram ahalisi hariç kimse bilmiyor. Müze açık mı, kapalı mı, kaça kadar açık, nerede gibi sorulara cevap bulamayınca, google üzerindeki numara 5 yıl önceye ait olunca (Tüm müzeler için 444 6893 arayacakmışız, aklınızda olsun ) Ya Allah deyip, 17:30’da kapısına dayandık. Nasıl olsa kapanmıştır diye düşünüyorduk ama 19:00’a kadar açıkmış! Bir saatte dolandık (Klasik Türk davranışı. Kulaklık yokmuş, yazılı metinler, birkaç yerde video gösterimleri vardı) . Çok şık bir kafe ve güzel bir dükkan vardı ama bir şey almadım. Kafede çay bitmişti. Tadını çıkaramadım özetle. Antakya’nın milattan 17.000 yıl öncesinden gelen şahane tarihini incelemek, Tanrıça Tykhe’yi araştırmak, o güzelim mozaikleri uzun uzun gezmek için kendime söz verdim.

 
 
Bilet alırken yemek de alırsanız üstünüzde adınızın yazılı olduğu kutularda geliyor. Ne tatlı, değil mi?

Geçen sene Emre ve Eren’in, bu sene babalarının doğum gününü Hatay’da, büyük ailemizle (6 çocuk, 8 yetişkin) kutladık.

11 haziran sabahı, altıda yola koyulduk. Sekizde Adana havaalanındaydık. On birde evimizde

Eşle, dostla, davulla zurnayla, kömbeyle, kebapla, elti- görümce- kayınvalide, oğlanların kuzenleri, 6 aylık Demir’in bebek kokusu, köklere yakın olmanın dayanılmaz gerilimi, nelerden vazgeçildiğinin sorgulanması, kalanların gidenleri asla affetmediğinin bir kez daha anlaşılması, ne gidenin ne kalanın mutlu olamadığının yeniden kederle itiraf edilmesi..İşte 2019’un ilk ve büyük olasılıkla tek Hatay yolculuğundan kalanlar…

KÖMBE
EMRE, DEMİR, BABAANNE, Düğün yemeğimizin de yendiği köydeki evin geniş balkonu.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

Bir cevap yazın