İlyada Okumaları

Mart 12, 2026
39
Views

Şubat ortası başladığımız İlyada buluşmalarının 3.sünü dün yaptık.  Hakkında hiçbir şey bilmediğim bu kült eseri okuyor olmanın sevincini sizlerle paylaşayım.

İlyada ve Odessa isminde iki kişinin hikayesi zannettiğim destan 25 bölümden oluşuyor ve düz yazı değil şiir şeklinde (Nesir= düzyazı, nazım=şiir). Azra Erhat’ın Yunancadan çevirdiği ve Abdülkadir Meriçboyu (A.Kadir olarak yazılmış) ile beraber şiir formunu verdiği İlyada, kolay okunacak bir metin değil.  Kitabın başında oldukça kapsamlı bir önsöz ve 25 bölümün bir-iki cümlelik özetleri var, Benim gibi yapıp buraları es geçmeyin; yeni bir bölüme başlamadan önce o özet cümlelerini okuyun. Başka türlüsü zor arkadaşlar çünkü yüzlerce isim, olay, Tanrılar vb var ve sık sık ”Ne okuyorum ben?” diyorsunuz.

İlyada özetle şunu anlatıyor: 10 yıldır süren Truva savaşının son 51 günü ve bu günlere damga vuran Aşil’in öfkesi. Aşilgillerin ordusu Akhaların komutanı Agamemnon efendi, Aşil’in cariyesini kendine alınca Aşil küsüyor ve ben savaşmayacağım deyip çadırına çekiliyor. Akhaları savaşa motive etme işini yine Aşil’in erkek sevgilisi Patroklos üstleniyor ve Hektor onu öldürüyor. İntikam ateşi ile kavrulan Aşil de Hektor’u öldürüyor. Hikaye bu.

”Söyle tanrıça, Peleusoğlu Aşil’in öfkesini söyle ” cümlesi ile başlayan destan son tahlilde Aşil’in öfke sorunu ve bunun bedelleri hakkındaymış ama bana öyle gelmedi 🙂 Binlerce olay ve insan var; Aşil o kadar baskın değil sanki. Biz 15 bölüm okuduk- haftada 5 bölüm- sanırım son 10 bölümde olacaklar Aşil’i destanın merkezine koyacak.

M.Ö. 8. yüzyılda Homeros tarafından yazıya geçirildiği düşünen İlyada, 29 yüzyıldır okunuyor. Olağanüstü değil mi? Çeviri çok güzel, birçok satır beni çok etkiledi. Detayların zenginliği; bir kadehi anlatırken kulpların altında iki kumrunun öpüştüğünü söylemesi gibi tasvirler ve bunların 3000 yıl önce yazılmış olması…Savaş sürüp giderken bir taraftan hayatın akması, karı-koca ve anne-çocuk ilişkileri, hüzün-sevinç-gurur  ifadelerinin canlılığı beni şaşırttı. Böyle güçlü ve şiirsel bir anlatım beklemiyordum.

“Bir bahçede meyvenin ve yaz yağmurunun altında haşhaş çiçeği nasıl yana eğerse başını, tolganın ağırlığıyla başı öyle düştü.”

“Saatler güzel yeleli atları çözdüler koşumundan, çektiler tanrısal ahırlara.”

İfadelerin güzelliğini gösteren birkaç görsel 🙂

Biz kitabı -bir zamanlar mitoloji dersleri vermiş olan- Jülide Şule Çobanlı rehberliğinde okuyoruz. Kitap kulübünden 5 kişi, kulüp dışından 2 kişi var.  Toplantılarımız, daha çok sohbet ve hocanın verdiği ilave bilgilerle dolu dolu geçiyor. Grup başka kitaplarla hatta Mısır mitolojisi ile devam etmekten bahsediyor ama bana bu kadarı yetti. Klasik eserlerde yorum değil daha sistematik anlatımları seviyormuşum, anlamış oldum.

Youtube’da uzunlu kısalı bir sürü İlyada videosu var. Ben 5 dakikalık şu videoya bayıldım:

İlkbahar geldi ! Yılın en güzel 3 ayı başladı. Bol gezmeli, okumalı, neşeli bir ay olsun.

Kategori:
Günlük · Kitap Yorumu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir