Masumiyet Müzesi Kitap ve Dizi Yorumum

Mart 4, 2026
15
Views

İçerde ve dışarda (Birkaç gün önce Amerika-İran savaşı başladı ) bu kadar kaos varken Masumiyet Müzesi bana ilaç gibi geldi. Hele diziye bayıldım. Romanı okurken belli belirsiz algıladığımız karakterlerin ete kemiğe bürünmüş olması harika değil mi? Baş rollerin muhteşem performansları bir yana Kemal’in annesi-babası-nişanlısı, Füsun’un annesi ve babası, sosyetedeki arkadaşları, Yeşilçam camiası kısacası her bir oyuncuyu çok beğendim.  Görsel olarak da bir şölendi arkadaşlar. Her sahnesine özenilmişti, hele o restoran sahneleri, sondaki ay çiçeği tarlası, oteller ve 70’lerin İstanbul’u resmen başımı döndürdü. Altından kalkması zor bir projeyi böyle olağanüstü bir yapımla bize sundukları için çok şanslıyız. Bir Türk romancının eseri tıpkı Yüz Yıllık Yalnızlık gibi – Evet, neden olmasın?- dünya çapında iş yapıyor, hakkında konuşuluyor, Füsun’un küpeleri ve kırmızı elbisesi çok satıyor. (Küpeleri benim de alasım var.)

9 bölümlük diziye ek olarak yarım saatlik çekim arkası belgeseli koymuşlar. O da ayrı güzel olmuş. Pamuk’un kitabı yazdığı masadan gördüğü manzara, ”Benim kitabım aslında daha sosyal içerikli ama böyle de çok güzel oldu” demesi, Selahattin’in samimi bir şekilde ”Biz hiç eğlenmedik.” itirafı, yönetmenin konuşmaları çok çarpıcıydı.

Kulübün bu ayki kitabı olduğu için romanı yeniden okudum ve 500 sayfayı 3 günde bitirdim. Pamuk’tan hiç ummadığım kadar akıcı bir dili var. Pek çok detayı unuttuğumu şaşırarak fark ettim. Kitaptaki diyalogların ve olay örgüsünün neredeyse hiç değiştirilmeden dizi yapılmasını çok takdir ettim.

Yüzeyde Kemal’in takıntılı aşkını okuyor gibiysek de arka planda İstanbul, 70’ler, o yıllardaki Yeşilçam sinemasının çöküşü, orta direk bir ailenin zamanını nasıl geçirdiği, televizyonda neler izlediği, neler konuştuğu, Independenta tanker kazası gibi gerçekten olmuş faciaların kurguda yer alması , ehliyet veya vize almak gibi işlerin 1980’lerde nasıl olduğu gibi yüzlerce detayıyla Masumiyet Müzesi, beni bilmem kaçıcı okumamda bile çarpmayı-sarsmayı başardı.

Ayrıca romanın ve müzenin tamamen Pamuk’un kurgusu olduğunu yeni anladım 🙂 10 yıl önce müzeye gittiğimde gazete kupürlerini, Füsun’un ehliyetini vs görünce hikayenin gerçek olduğunu sanmıştım.

Yayın sonrası platformun öne çıkan yapımları arasına giren dizi, kısa sürede dikkat çeken bir izlenme ivmesi yakaladı.

Benim fikrimce bu trajedide hatanın büyüğü Füsun ve annesinde arkadaşlar. (Yüzdeye vursam 45 ‘e 55 derim, fark az) . Kesinlikle Kemal efendiyi hoş görmüyorum; yahu, Füsun’un bacak boyuna aşık oldu adam ! Kısa boylu, gözlüklü bir kız olsaydı dönüp selam bile vermezdi. Akrabaymış, hısımmış hepsi hikaye. (Kemal’in annesi 1.65’ten kısa kızlara cüce diyor. Kırıldım 🙂

Füsun, Orta Doğu coğrafyasında güzel ve gösterişli bir kız olmanın bedelini böyle ağır ödeyeceğini bilemezdi. 70’lerde 18 küçük bir yaş değil ama bu kız yetişkin de değil. Orada uyanık olması gereken kişi annesi Nesibe idi. Kızı, zengin bir akraba ile seks yapıp bekaretini kaybetti diye bu kadar drama gerek duymasaydı keşke. Hadi başlangıçta umutları vardı diyelim ama aradan yıllar geçince sırf beceriksiz damadının film projesine para yatırsın diye Kemal’i aramamaları gerekirdi. Sonuçta yine Kemal dışında herkes perişan oldu. Zenginin mağduriyeti bile havalı; adam gamdan-kederden kaçmak için dünyayı gezdi, müze müze dolaştı. Füsun toprağın altında, Nesibe mutfağında çürüdü gitti.

YÖK tez merkezinde kitap hakkında yazılmış epey tez var; birini çok beğendim. Tez numarası 280854.  Adı ”Orhan Pamuk’un Kar ve Masumiyet Müzesi adlı romanlarında kadının temsili”, yazarı Ayşe Şule SÜZÜK.  Bakın Füsun hakkında neler yazıyor:

Güzelliği, o zamana göre aşırı kısa olan eteği, esmer ama saçlarının boya olan
sarısı, Misslyn marka, basit, yerli malı rujla boyanması, Sibel’e dünyaca ünlü,
çok pahalı Jenny Colon çanta almaya gittiğinde, Füsun’un vitrinden çantayı almak
için, sarı renkli yüksek topuklu ayakkabısını çıkarması ve özenle kırmızıya
boyanmış ayak tırnakları ve uzun çok güzel bacaklarına bakarak, Kemal’in
Füsun’u kafasında, ezik, yararlanılabilir bir yoksul akrabaya dönüştürmesi zor
olmayacaktır.

Füsun, kendine ait bir kişiliği olmayan, bulunduğu kaba göre şekil alma ihtimalini içinde barındıran,
sevgilisinin kişiliğini kendi kişiliğiymiş gibi kabul etmeye yatkın bir kurban
rolündedir ve ataerkil erkek bilinçaltına göre, cinselliğine kolay ulaşılabilir bir
statüdedir.

Füsun güzelliğiyle, belli ki, küçüklüğünden beri “bakılan”, “arzulanan” olmaktan,
doyum alır biçimde, toplumsal cinsiyet rollerince imâl edilmiştir. Nihayetinde bir “ürün” kertesinde, pazarda kendisi için en fazla “eder”i verecek olan tarafından beğenilmeye koşullandırılmıştır.

Füsun, Kemal’e çekici gelebilmek için kurban rolünü oynaması gerektiğini bilir, ilk karşılaşmalarında saf meleksi ama
bir o kadar da kadınsı ve kırılgan bir portre çizerek , korunmaya muhtaç
olduğu, erkek erki karşısında yönlendirilmeye açık olduğu mesajlarını birbiri ardına
verebilmiştir. Son derece pahalı çantanın, taklit çıkmasının arkasından, Kemal’in
Füsun’un tezgâhtarlık yaptığı mağazaya çantayı geri vermek için gitmesi üzerine
Füsun çok utanmış, sertçe “size parayı iade edeceğim” demiştir. Ardından da “hafif
hafif ağlamaya” başlamıştır. Bunun üzerine Kemal Füsun’a sarılır. ”

Masumiyet Müzesi: Füsun’un görünümlerinin hikayesi

Kemal Basmacı hem Orta Doğulu hem de zengin bir erkek olarak çok iyi tasvir edilmişti. Pamuk’un anlatım gücüne hayran kaldım. Kendisinin zengin bir aileden geliyor olması ona epey yardımcı olmuştur çünkü sosyete hayatını, ev içlerini, şoför Çetin’le diyaloglarını bu kadar iyi anlatabilmesi ancak yaşanmışlıkla açıklanabilir.

Kemal evin küçük oğlu , bir eli yağda bir eli balda büyümüş, 70’lerde Amerika’ya gidip eğitim almış. İç sıkıntısı ve duyarlılık hariç hiçbir derdi olmamış genç bir erkek. Füsun’u ilk bakışta güzelliği ve gençliği için seçmiş ama seviştikleri 44 gün boyunca ona aşık olmuş bir adam.  ”Hem yanıma yakışan bir karım olsun hem de fıstık gibi bir metresim ” demiyor aslında. Sibel’le ilişkileri o kadar onaylanan, olması gereken, ailelerini mutlu eden bir karar ve Sibel o kadar hoş ki (Canlandıran aktrise bayıldım; aslında annemin favori dizisi Güller ve Günahlar’daki kötü kadını oynuyor ama Masumiyet Müzesi’ndeki rolü ile hiç bağdaştıramadığım için galiba, sanki TV’de ilk kez görmüşüm gibi geldi) bunca insanı hayal kırıklığına uğratmak istemiyor.

OYA UNUSTASI KİMDİR

Özetle Kemal, zayıf karakterli bir insan. Akıntı ile sürüklenen, seçim yapması gereken zamanlarda dürtüsel, kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemeyen ama maalesef sonunda herkesi perişan eden bir adam.  Yine de Füsun’un yanındayken hissettikleri gerçek arkadaşlar:

Onu kollarımın arasına alır almaz hissettiğim huzuru nasıl anlatmalı? Kalabalığın kafamın içinde dur durak bilmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü, ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş yalnızca. Gözyaşları ancak tek bir kişinin kucağında dinen bebeklere olduğu gibi, içimi derin, yumuşacık ve kadifemsi bir mutluluk sessizliği sarmıştı. ” s.134

Füsun’dan uzaksam, dünya, tıpkı parçaları karmakarışık olmuş bir bilmece gibi beni huzursuz ederdi. Onu görünce, bilmecenin, her şeyin bir anda yerli yerine oturduğunu hisseder, dünyanın anlamlı ve güzel bir yer olduğunu hatırlayarak rahatlardım.” s.298

 

Kim ne derse desin çok başarılı bir roman okuduk ve 9 saatlik harika bir dizi izledik. Kendi adıma katkısı olan herkese teşekkür ediyorum.  Toplantımız 8 martta. Bakalım neler konuşacağız.

Kategori:
Genel · Günlük · Sinema

TÜM YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir