Kulübün mart kitabı Duvar’ı bitiremedim. İtiraf ediyorum. Selin’in dediği gibi ütopya mı distopya mı karar veremediğimiz hikaye aslında çok iyi başladı. Bir kadın, hafta sonunu geçirmek için arkadaşlarının dağ evine gidiyor. Gayet lüks ve konforlu bir ev burası. O gece arkadaşları kasabaya iniyor, kadın bir sebepten evde kalıyor. Ertesi sabah uyandığında evde kimsenin olmadığını görüyor ve köpekle birlikte yürümeye başlıyor. Bir süre gittikten sonra köpek görünmez bir şeye çarpıyor ve ağzı-burnu kan içinde kalıyor. Dünyada bir tek bu kadın ve köpek kalmış; etrafları görünmez bir duvarla çevrili. Duvarın ötesinde birkaç insan tamamen hareketsiz, donmuş bir halde duruyor. Sonra? Hiçbir şey olmuyor. Roman bitiyor ve hiçbir sorumuza cevap alamıyoruz. Ne oldu? Neden? Sebep neydi ? Cevapsız sorular. O kadar anlamsız bir anlatı ki chat’e sordum. Bu kitap ne anlatıyor diye. Ne desin chatciğim? Sonunda olan olayı onun sayesinde öğrendim, yoksa 200 sayfa boyunca hiçbir şey olmadı arkadaşlar.
İlk 100 sayfa ”Yattım, kalktım, ineği sağdım, köpeği besledim, kediye süt verdim” tadındaki sonsuz cümleleri okuduktan sonra ”Ehh, yetti” deyip bıraktım. Kitap 199 sayfa. 192. sayfada tek ve büyük bir olay oluyor ama o da ”İneği sağdım” gibi anlatılıyor.

Ben hiç beğenmedim. Rüstem, Ceren ve Mustafa’nın da eleştirileri vardı ama kalan herkes eserin bir başyapıt olduğunu düşünmüş 🙂
Hoşuma giden birkaç yeri paylaşayım;
”Bir zamanlar olduğum o kadını, daha genç görünmek için çok çaba harcayan kadını bugün düşündüğümde ona pek az sempati duyuyorum. Onun hakkında çok katı bir yargıda bulunmak istemiyorum. Yaşamını bilinçli olarak biçimlendirme imkanı hiç olmadı ki. Gençken, bilgisizce, ağır bir yük üstlendi ve bir aile kurdu. O günden itibaren de bir yığın bunaltıcı sorumluluğun ve tasanın içinde sıkıştı. Yalnızca bir dev anası kendini bunlardan kurtarabilirdi; o da hiçbir bakımdan dev anası değildi. Her zaman dertli, aşırı sorumluluk yüklenmiş, ortalama bir akla sahip bir kadındı. Üstelik kadınların karşısında düşmanca duran, yabancı ve tekinsiz bir dünyada.” s.58
Ve en sevdiğim paragraf; çerçeveletip duvara asmak lazım:
”Bu düşüncelerden -hayvanlarını hayatta tutmaktan bahsediyor- ne kadar kaçmaya çalışsam da bunu hiçbir zaman gerçekten başaramadım. Bunların kuruntu niteliğinde olduğunu da sanmıyorum çünkü ormanın ortasında hayvanları hayatta tutabilmem onların ölmesinden daha düşük bir olasılıktı. Kendimi bildim bileli bu tür kaygıların acısını çektim ve bana emanet edilmiş herhangi bir canlı varlık hayatta olduğu sürece bunun acısını çekmeye devam edeceğim. Bazen duvar var olmadan çok önce , üstümdeki yükü atabilmek için ölmüş olmayı istiyordum. Bu ağır yük hakkında hep sustum; bir erkek beni anlamazdı, kadınlar zaten benimle aynı durumdaydı. Bu nedenle giysiler, arkadaşlar ve tiyatro hakkında gevezelik etmeyi yeğliyor ve gözlerimizde gizlice bizi yiyip bitiren o endişeyle, gülüyorduk. Her birimiz nedenini biliyorduk, bu yüzden bunu hiç konuşmuyorduk. Sevebilme becerisi için ödenen bedel buydu işte.” s.51
Sonuna kadar okumadığım için kaçırdığım son 2 sayfa da çok güzelmiş:


” Tasalanma, sen çok fazla şey ve çok az şey gördün. Tıpkı senden önceki bütün insanlar gibi. Çok fazla ağladın, belki de çok az, tıpkı senden önceki bütün insanlar gibi. Pek çok acıya katlandın, senden önceki bütün insanlar gibi, istemeyerek. Bedenin çok kısa süre sonra senin için usandırıcı olmaya başladı. Onu hiçbir zaman sevmedin. Bu senin için kötüydü, belki de iyiydi çünkü sevilmeyen bir bedene ruh da artık pek bağlanmaz.
Tasalanma. Bir ruhla donatılmış olsaydın bile o ruh, derin rüyasız uykudan başka bir şeyi arzu etmez.
Tasalanma. Her şey boşuna olmuş olacak. Tıpkı senden önceki bütün insanlarda olduğu gibi. Tamamen olağan bir hikaye.” s.203
Kulübümüze bir süredir ev sahipliği yapan Bodrum Meze Evi kapanıyor. Bir sonraki buluşmanın yeri belli değil; kitabı da beni heyecanlandırmadı. Şule’nin farklı bir kitap seçmiş olmasını isterdim.
Okumaya devam. İyi ki…





TÜM YORUMLAR
Bu tarz kitaplar bana sanki film olup seyretmek için yazılmış gibi geliyor. O yüzden okumayı sevmiyorum. Hatta bu konuda filmleri de izlemeyi sevmiyorum. Baştan konuya bakıyorum, hiç başlamıyorum. Okuyacak o kadar çok değerli kitap varken zamanımızı harcamasınlar..