Kurban Bayramı, 2026, Düzce

Haziran 1, 2026
38
Views

Memleketin acıklı gündemini (Çok partili sistemin can çekiştiği gerçeğini) bir yana bırakıp dopdolu bir tatil geçirdim. Çocuklar ve ben 22 mayısta yola çıkıp 30 mayısta döndük. ilk 2 günümüzü İstanbul’da geçirdik. 22’sinde çirkin mi çirkin Çamlıca Kulesi’ne, 23’ünde güzel mi güzel Cirque Du Soleil’e gittik.

OVO – Cirque Du Soleil

Oğlanlar ve yeğenim Zeynep’le gittiğimiz gösteri büyüleyiciydi. Özellikle birbirlerini havaya atıp tuttukları  ve sona doğru trambolinlerden sıçrayarak gerçekleştirdikleri kısımlarda ağzım açık kaldı. Denk gelirseniz üçe beşe bakmayın derim.

Ortam çok ışıklı olduğu için fotoğraflar çok kötü çıktı ve sahneye ne yazık ki epey uzaktık. İlk kez gittiğimiz Ülker Arena’nın o kadar yüksekte tribünleri olduğunu bilmediğim için yer seçimini iyi yapamamışım. Biraz daha yakından tekrar izlemeyi çok isterim.

Pazar öğleden sonra ulaştığımız ana evimizde bir hafta boyunca çok rahat ettim. Bütün sorumlulukları bir kenara bırakabilmek kadar güzel ne olabilir benim yaşımda? Annemin kalender halleri, kim ne zaman acıkırsa o zaman yemesi, illa topluca oturalım diye bir baskı olmaması, serin mi serin balkon. Çocuklar yanımıza aldığımız taşınabilir modem sayesinde beni hiç darlamadılar. 100 metre ötedeki pideci ve dönerciye kendi başlarına -hatta ayrı ayrı- gidip geldiler. Daha ne olsun?

Balkon sefası

Toprak’dan sonra Su kitabını okudum. Eh işte…

 

Annemler arife günü ekmek yapacak güce ve isteğe sahip neyse ki. Oğlanları da fırın başına çağırdım. Biraz ısrar edince kırmayıp geldiler. Emre’ye hamur açtırıp, fırından ekmek çıkarttırdık. Bir ara yavru kedilerin peşine düştüler. Bizim delikli ekmek dediğimiz yassı ekmekten yediler. Getir götür işlerine yardım ettiler.  Ekmekler piştikten sonra karşı komşuların çağrılması ve uzun bir sofrada kahvaltı yapılması birkaç yıldır tekrarlanan bir gelenek. Sıcacık ekmekler ve pidelerle bu yıl ben de bu sofraya dahil oldum.

Oğlanlara asma yaprağı demetlemeyi gösteriyoruz.

Gittiğimizin hemen ertesi günü Tuğba ile Düzce’ye niyet çıkıp Akçakoca’ya gittik. İnstada önüme gelince kaydettiğim Bey Konakları’nı pek beğendik. Aynı gün yeni açılan AVM’ye uğrayıp çocuklara bayramlık bile aldık.

6 teyzemle aynı sofraya oturmak, çılgınca un ve şeker tüketmek, ufak-tefek dedikodular yapmak, bir tepsiyle/damacanayla ritim tutup annemin ”Bu fasulya yedi buçuk lira, Evreşe yolları vb” neşeli şarkılar söylemesini dinlemek, ayağa kalkıp oynamak Düzce günlerinin en sevdiğim kısımlarından biri. Şükürler olsun.

Bayramın ilk günü böyle rengarenk giyindik. Önce mezarlığa babamı ziyarete gittik. Sonra en büyük eniştemlerle bayramlaşmaya. Onlar eve dönünce ben birkaç komşuya uğradım. Mis gibi ev baklavası yedim. Bir zamanlar benim de küçük bir çocuk olduğumu bilen teyzelerin-amcaların yumuşak bakışlarıyla yeniden çocuklaştım.

Kurban telaşı, valiz işleri, bir şey unutmama kaygısı derken bir de baktık ki Sabiha’da dönüş uçağı bekliyoruz. Çoğunlukla yer bulamadığımız Starbucks’da bu rahat koltuklara yerleşip bir saat bekledik. Oğlanlar telefonlarına, ben Hamnet’e gömüldüm. Rötar vs olmadan, kıymalar çözünmeden eve ulaştık ve ıssızlıkla bakışmaya koyulduk. Seçimleri, bedelleri ve pişmanlıkları düşündüm bilmem kaçıncı kez.

Not: Dokuz günlük bayram tatili bu sene biraz abartıldı mı, bana mı öyle geldi? CHP’ye Kılıçdar’ın tekrar başkan ol(durul)ması gibi tuhaf işler gündeme gelmesin diye en sıradan şeyler sanki ilk kez olacakmış gibi yansıtılıyor.

Kategori:
Genel · Günlük · Seyahat

TÜM YORUMLAR

  • Sevgili Elif hanım, hep veren tarafta oldum. Alamıyorum da. Bire on vermeye çalışıyorum alınca da. Yerin dibine geçiyorum. Çok yoruluyorum.

    Ailem de öyleydi. Misafir el bizden üstündü.
    Babanız gibi hep huzursuzum.
    İnsanlarin arasında hep miş gibi yaşıyorum.
    İlişkilerim şöyle geçiyor:
    Tanışma
    Coşkulu ve genellikle tek taraflı bir veriş: hediyeler sevgi ince düşünceler….
    Tukenme
    Sessizce tek başına kalmayı seçme
    İstiklal marşı kapanış:))
    Sizin bu insanlarla ailenizle iciceliginiz çok hoşuma gidiyor.
    Ben genelde angarya çeken taraf oluyorum. Dengeyi sağlayamıyor um.
    Böyle bir yazınız var mıydı acaba.
    Teşekkürler

    Aliye Haziran 5, 2026 12:20 am Yanıtla
    • Ne güzel, ne kadar içten paylaşmışsın. Sana kocaman sarılasım geldi ve yorumu okuyunca sana iyi gelecek bir şeyler yapmayı ne kadar çok istedim . Bahsettiğin şey çok klişe olacak ama ”alma-verme dengesi” denilen şey değil mi? Bu konuda yazdığım özel bir yazı hatırlayamadım ama okumadıysan 2 kitap önereyim: Boş Ayna ve Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları. Bir de Harriet Lerner’in Yakın İlşkiler Dansı kitabındaki ‘Aşırı verenler” kısmı derli toplu gelmişti bana .(Çeviri çok iyi değil) Hepsi blogda var.
      ChatGPT ile yazıştın mı bu konuyu? Çok tavsiye ederim.
      Geçen yorumların birinde bebekten bahsetmişsin. 2. bebek mi geldi?

      Aydınlık Yüz Haziran 5, 2026 10:43 am Yanıtla
  • Çok teşekkür ederim Elif hanım, size mail attım. Kitapları edine ceğim, iflah olur muyum bilmiyorum. Ümitsiz vakalik. Sevgilerimle

    Aliye Haziran 7, 2026 12:15 pm Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir