Her yıl gelecek sene için dileklerimizi yazarız. Bu sefer farklı bir şey yapıp 2018’de neler bizi mutlu etti, nelerden keyif aldık onu yazalım. Öyle ya, hep yapılamayanları, ”Ayyhhh çok yetersizim, gene olmadı” duygusunu değil ”İyiyim ben ya. Pek çok şeyi hedefliyor, bazılarını da yapabiliyorum.” dedirtenleri öne çıkaralım.

2018 benim sevgiyle ve minnetle hatırlayacağım bir yıl 🙂 İşimi değiştirme cesaretini gösterdim ve çoluk çocuk, şehir – ev – okul değiştirme risklerini göze alarak, 6 aylık işsizlik surecinden sonra tekrar kamu personeli oldum. Yaşam kalitem o kadar arttı ki anlatamam. Vaktim var, uzmanı olmadığım işleri yapmaya zorlanmıyorum, camlarından ağaçları, kuşları, yağmuru ve güneşi gördüğüm, sıklıkla yalnız kalabildiğim bir odam var, özgür ve saygıdeğer hissediyorum.

6 aylık işsizlik döneminde genelde seyahat halindeydik. Çocuklarla İstanbul ve İzmit’e gittik. Unutamayacağımız anlar yaşadık birlikte. Mümkün olsaydı dört hatta beş çocuklu kocaman bir aile olmak isterdim. Bütün ”Anneeeeee” seslenişlerine, bazen çaresizlikten deli olmama rağmen çocuklarda öyle bir şey var ki ruhumu tıka basa doyuruyor. Tarifi zor değil ama çok karmaşık, çözümleme arzusu duymuyorum.

Nisanda yaptığımız Paris seyahati, sadece 2018’in değil son yıllarımızın en değerli anısı olacak. Bir kez daha gitmek, Garnier Opera Binasında bir gösteri izlemek istiyorum.

Mayıs ve ağustosta Hatay’a gittik. Hem Emre hem Eren için kuzenleriyle doğum günü kutladık. Antakya’da dolaştık uzun uzun.

Ecem sayesinde Lavanta Kokulu Köyü ve Salda gölünü gördük.

Teoman , Sertab konserlerinde kendimden geçtim. Harikaydılar. Trans halinde dinledim. Yıldız Tilbe kesinlikle hayal ettiğim gibi değildi ama onu bir kez olsun canlı dinlemeyi çok istiyordum. Rubato’yu unutmayalım. Özellikle Dostum Dostum’la beni benden alıyorlar. İyi ki gitmişiz gece mece demeyip.

Coco ve Müslüm bu sene izleyip çok etkilendiğim iki film. Deliler başarılı. Tekrar tekrar izlenmeli. Napoli’nin Sırrı ve Bir Yıldız Doğuyor eh işte kategorisinde. Bizi Hatırla’yı da izleyeceğim yıl bitmeden.

Lizbon’a Gece Treni, Rüyalar Anlatılmaz, İyi Aile Yoktur, Yeniden Başlamak İçin Asla Geç Değildir , Sevgi İle Hayır Diyebilmek senenin iz bırakan kitapları.

Klasiklerden Germinal, Kayıp Zamanın İzinde (ilk kitabını)  , Aylak Adam’ı okudum.

İmge’de bol bol zaman geçirdim, geçiriyorum. Onlarca kitabı önüme alıp içlerinde gezinmek kadar beni mutlu eden pek az şey var.

Aybala’nın sitesi için kitap köşesi hazırladım bu sene, devam ediyorum hala.

Yeniden Başlamak İçin Asla Geç Değildir kitabında 12 haftalık bir program var. Bitirince ayrıntılı yazacağım. Üçüncü haftadayım. Beni şaşırttığını söyleyebilirim.

Ekim başından beri 5 kadın dikiş grubu kurduk. Çoğunlukla sohbet ettiğimiz, yiyip içtiğimiz, kocalardan çocuklardan bahsettiğimiz grup hepimize iyi geldi. Umarım uzun ömürlü olur. Hepimiz farklı sektörlerdeniz. Herkesin anlatacak bir şeyi var. Kadınların altın günü adı altında yaptıkları düzenli toplantıların esprisini anlamak için 40 olmamız gerekti..

Bizim bu sene kedimiz oldu: Zack. Kedili hayat değişik. Evde bir canlı olması, onun bakımını üstlenmek zor değil ama neden beni 05.00-06.00 da yemek için uyandırıyor? İşte bu dayanamayacağım tek şey.

Şu anda gök gürlüyor. İnceden bir yağmur..Kafamda bir sürü şey var..Hepsi güzel şeyler..İnceden bir hüzün var, o da kabulüm..Güle güle 2018.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

1 YORUM

  1. 12 haftalık programı da merak ettim, Deliler filmini de. Ayrıca dikiş grubu fikri harikaaa. İçim açıldı okurken.

Bir cevap yazın