10 yaş öncesi bir çocuk.. Belki beş, belki üç, belki iki yaşında..Çok sevdiği babası, çok sevdiği annesini dövüyor. Sık sık..Belki her gün..Baba uzaklarda çalışıyor, evde olduğu zamanlarda hep kavga gürültü. Baba çok sinirli. Damlatan çaydanlık, soğuk yemek, çocukların hasta olması onu delirtiyor. Hastane koridorlarında dövüyor çocuğun annesini. Akraba evlerinde. Sokakta. Ama baba iyi biri. Hep çalışıyor, hep uzakta. Çocuklar aç kalmasın üşümesin diye. Çocukları hep kucağında. Kızlarıyla uyuyor, elleriyle yediriyor yıllarca. Ceketini satıp okutuyor onları. Başkalarının eski ayakkabılarıyla , montlarıyla idare ediyor. On kuruşu olsa minik külahlarda şekerli leblebi alıp getiriyor çocuk seviyor diye. Komşu babalar hiç böyle değil. Onlar hem karılarını hem çocuklarını dövüyor. Hele biri var ki yemeğe ondan önce başladılar diye ayaklarından bağlayıp ters olarak tavana asıyor oğlunu. Kız görüyor bunu. O adam bir bağırdı mı herkes kaçacak delik arıyor. Onun babası çocuklarına hiç bağırmaz. Sadece annesini döver. Ama çok döver.

Çocuk hep üzgündür. Hep düşünür. Annesini kurtarması için, babasının bu kadar kızgın olmaması için ne yapmalıdır? Ne yapabilir? Çocuktur daha. Bebektir neredeyse. Elinden bir şey gelmez. Düşünür, ağlar. Annesine çok üzülür. Babasını kızdıran şeyleri anlayamaz. Ama iyi bir adamdır babası. Onları çok sever.
Büyüdükçe bazı numaralar geliştirir. Babasının öfke nöbetlerini şirinlikler yaparak, hepsi pekiyi karneler getirerek, ”pek de dilli maşallah ” diyen teyze sesleri duyurarak, girdiği her sınavı kazanarak azaltacağını zanneder. Boyu uzadıkça babasının önüne dikilir, ona kafa tutar. Annesi hala düzenli olarak dayak yemekte, babasının isteklerini pek umursamamaktadır. Annesine çok kızar.
Bir gün çok parası olduğunda evleri sıcacık olacağı, açlık- yoksulluk kaygısı biteceği için babası annesini dövmeyecektir. Annesi evle ilgilenecek, evleri başka türlü olacaktır.
Böylece yıllar geçer. Uzun, çok uzun yıllar. Merkezde kavga, gürültü, yoksulluk, geçim telaşı, dayak vardır ama lapa lapa yağan kar, dallarında oturup meyve yediği ağaçlar, buzağılar, evleri tertemiz, düzenli, çiçekli teyzeler de vardır.
Kız üniversite için evden ayrılır. Sanki hepsi çok uzaktadır olan bitenin. İçinde bir boşluk, kalbinde bir kırıklık, yuva kelimesinde yaşaran gözler, şekerli beyaz leblebi sevinci vardır heybesinde. Bir de çaresiz kadınlarla kurduğu dostluklar. Onlara verilen akıllar, onları dinlediği saatler, duygusuz-saygısız kocalarını hayatlarından çıkarmaları için yapılan konuşmalar..
Annesini kurtaramamıştır, belki onlardan birini kurtarabilirse kendini ve herkesi affedebilecektir…Tarihi yeniden yazacak hatta yaşamaya başlayabilecektir.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

2 YORUMLAR

  1. Gerçek mi hikayemi? Ama bi gerçek var duygu dolu ..emeğinize saglik

Bir cevap yazın