Çok geç kaldığım nefis eserlerden biri daha. Su gibi akıp giden bir roman değil. Dikkat istiyor, kafanı vererek okumak istiyor. Romanın esas kişisi, bin yıldır aynı okulda Antik Diller hocası olarak çalışan , alışkanlıklarına çok bağlı, boşanmış, hırpani denebilecek kadar özensiz giyim tarzı ile Gregorius, öğrencilerinin taktığı isimle, Mundus.

”Mundus’du o, bu binadaki en içi dışı bir adam, otuz yılı aşkın bir süredir burada çalışıyor, hiçbir mesleki hatası yok, kusuru da; bir kurumsal anıt, biraz sıkıcı biri ama antik dillerdeki şaşılası bilgisi nedeniyle saygı görüyor. ” s.15

Yine bir sabah aynı rutinde işe giderken köprüden atlamak üzere olan bir kadın görüyor .

”Kadının solgun, yağmurdan ıslanmış yüzündeki öfkeyi gördü. Bağırıp çağırarak boşalacak, sonra da uçup gidecek türden bir öfle değildi bu. Şiddetli, içe dönük bir öfkeydi, kadının içinde uzun süredir usul usul tütüyor olmalıydı. ” s.13

Kadınla en fazla yarım saatlik bir zaman geçiren Mundus için kırılma anı yaşanmış olur ve her şeyi, kürsüdeki kitaplarını bile bırakarak anadilinin Portekizce olduğunu söyleyen kadının ülkesine doğru yola çıkar.

” Gregorius, müzenin unutulmuş bir kanadında, duvarda asılı duran tozlanmış bir tablodan çıkar gibi bu portreden çıktığının hissetti.” s.30

Yola çıkmadan önce uğradığı kitapçıda karşısına çıkan bir kitap, tesadüf bu ya Portekizce’dir ve yazarı Almeida Prado bunda sonra tüm romanın ana karakterlerinden biri olacaktır. Kitabın adı Sözlerin Kuyumcusu’dur.

Mundus elinde kitabı ile Lizbon’a gelir ve Prado’nun bıraktığı izlerin peşine düşer.

396 sayfa boyunca esas adama, kitabı yazan Prado eşlik ediyor. Öykü çok çok sürprizli değil ama Lizbon’a Gece Treni’nde, boşuna yazılmış tek bir cümle yok . Her karakter, her konuşma özenle seçilip , kaleme alınmış. Kirpinin Zerafeti’ni okuduğumda felsefecilerin iyi roman yazdığını düşünmüştüm . Düşüncemi perçinledi bu kitap. Yazarı Pascal Mercier de felsefe eğitimi almış.

” Hayat yaşadığımız şey değildir. Yaşadığımızı hayal ettiğimiz şeydir. ”

” Hayatın tamamlanmadan, küçük parçalar halinde ve umduğu ahenge kavuşmadan kalacağını şimdi, şu anda bilmesiydi. Kötü olan bunu bilmekti işte. ”

” İnsan bir anıtı nasıl sever, o da bir anıttı. Daha ben küçücükken bile herkes başını kaldırıp bakardı ona, babam bile. ”

Prado’nun ve Gregorius’un aynı anda akıp giden öyküleri, olağanüstü güzel cümleleri ile yılı bitirmek ve hediye etmek için harika bir kitap bu.

10 üzerinden 9 🙂

Mutlu yıllar .

Not: Filmi yapılmış 2013’de. İlk fırsatta izlemeli.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

Bir cevap yazın