Bu yazıyı şu şarkı eşliğinde okusanız ne güzel olur:
Blog yazmaya annelik denen büyülü ormanda kayboluşumun 3. ayı biterken karar vermiştim . Hep olduğu gibi sadece dürtülerimle hareket etmiş, zevk alarak yapacağım bir şey olsun istemiştim. Blogcu Anne ve o zamanki ismiyle Deli Anne’nin bloglarında geziniyor, kendimi yapayalnız hissettiğim o karışık günlerde bir deniz feneri gibi okumaya- yazmaya sarılıyordum. İkisi de çok yalnız işlerdir. Blog dünyasında ise etkileşim vardı, yorumlar yazılıyor, cevaplar veriliyordu. Hem ıssız hem kalabalıktı.
Aradan 13 yıl geçmiş. Kim inanır? Mümkün mü bu ? Az önce bana, bilgisayarında takılı uçuş simülatörünün ayarlarını whatsap görüntülü görüşmeden bir an duraklamadan dakikalarca anlatan Emre’ye bakılırsa mümkün…
Hep hayalperest oldum.
Hep hüzünlü oldum.
Hep dürtüsel,plansız, yarına kafa yormayan biri oldum.
Hep empatik oldum.
Hep ince düşünceli oldum.
Hep içine bakan biri oldum.
Kayboldum.
Hiçbir şeyden emin olamadığım şu garip dünyada blog yazmak iyi ki yaptım dediğim şeyler listesinde ilk sıralarda. ”Ne yaptım ki bugün? Hiçbir şey” diye düşündüğüm günlerime anlam katan çok önemli bir uğraş. ”Şimdi bir yazı yazarım” demek çoğu zaman günü kurtaran, iyi hissettiren tek şey. Ne kadar basit olsa da, 8-10 okunmayı geçmese de o yazının bitmiş halini görmek kadar ”tam” hissettiğim başka bir an olmuyor. Harika bir arşiv; çocuklara kalacak sayfalar dolusu mektup.
Basılı olmasını çok isterim, bir kez denedim ama devamını getiremedim. Belki tekrar denerim.
Okuyan, yorum yapan herkese canı gönülden minnettarım. Dijital evimde sizleri ağırlamaktan çok mutluyum.





TÜM YORUMLAR
Yazılarınızı severek okuyorum.Devam ederseniz çok mutlu olurum şahsım adına.
Daimi okuyucularınızdanım.Devam ederseniz mutlu olurum.
Ah, çok teşekkürler. Sevgiler.
Nice güzel yazılara o zaman:) Tebrikler!
Popülerliğini yitirdikçe daha biz bize kalıyoruz daha samimi içerikler üretiyoruz sanki. Ne güzel…
Nice 13 yılların olsun
İşe gelince ilk yaptığım şey blogları kontrol etmek; seviyorum sizleri okumayı.
Çoğuna mesaj yazmadım, neredeyse bbutun yazılarınızı okudum, ve yazmasam da hep teşekkür ederek ayrıldım. İyiki varsınız çok teşekkür ederim.
Aliye, vefalı okurum benim, şimdilik niyetim hep yazmak , inşallah hayat hikayeyi yenmez bu sefer.
Bir gün bir çay bahçesinde uzun uzun konuşalım; bir niyetim de bu.