Önemli yerleri not almadığım ve ”Kaydı dinler yazarım nasılsa” tembelliğine kapıldığım 15-16-17-18. buluşmaları özet geçeceğim. İlk üçünde çakralardan bahsedildi. 18.de meditasyon yapıldı diye hatırlıyorum.
Çakralar konusu çok aklımda yer etmedi. Oğulcan çakraları hem tasavvuf hem de eril-dişil anlamlar açısından yorumladı. ”Şu çakran zayıf, güçlendirmek için şunu yap” vb yaklaşımların çalışmadığını anlattı.

19.BULUŞMA- SORU-CEVAP
Programın başından beri Oğulcan’ın ”güzeller güzeli eşim” dediği Helin’in bir oturuma gelmesini ve bu eril-dişil muhabbetlerini bir de dişinin ağzından dinlemeyi arzu etmiştim. Eğri oturalım doğru konuşalım; çok az erkek biz kadınların içinde bulunduğu cendereyi anlayabilir ve empati yapabilir. Su Kürü kitabında ne güzel tarif etmişti yazar erkekliği; ”Varlığını gerekçelendirmek zorunda kalmamak”. Hele ki anne olmuşsa bir kadın, bütün dünyası bambaşka kodlarla çalışmaya başlamıyor mu?
Helin’in 19. buluşmaya katılacağını önceden bilseydim o akşamki yemeğe hiç gitmezdim. Bir arkadaşla gidip işyerinden bir çiftle rastlaştığımız gecenin sonunda hiç olmayacak bir sebeple bir ”katarsis” eskilerin deyişiyle ”sinir krizi” yaşadım. Etkisinden çıkabilmem haftalar sürdü.
Neyse ki o buluşmanın videosunu baştan sona izledim ve kadın dokunuşunun farkını yüreğimde hissettim. Helin kendisi ve ilişkileri hakkında çok dürüst, samimi ve açık şeyler anlattı. Oğulcan’la evin içinde çok da ”mükemmel çift” olmadıklarını, kimin canı ne zaman ne yapmak istiyorsa onu yaptıklarını, kahvaltı, akşam yemeği, aile ziyaretleri gibi konularda herhangi bir kural-uyum gayretleri olmadığını anlattı. Meselenin öyle ya da böyle ”kendimiz” olduğunu ötekiyle olan derdimizi yine kendimizle çalışarak çözebileceğimizi, ”Ben ne istiyorum? Benim neye ihtiyacım var?” sorularının işin sırrı olduğunu, olumsuz bir düşünce varsa ”Sevgiye layık değilim” gibi bundan kaçmamak gerektiğini, bunu öğütüp bünyeden atana -bıkana- kadar her gün tekrarlamanın ve hakikatinin bu olduğunu kabul etmenin ilk adım olduğunu anlattı.
– Problem var ve çözmeliyim kafası değil de yaşamın ”kaos-düzen-kaos-düzen” olduğunu anladığında o bakış açısı değişiyor.
-Gün içinde hayatını yaşarken sadece önüne gelenle ilgilen ve geç. ”Yine olmadı, çözemedik” moduna girme.
-Ne yapıyorsan yapmaya devam et ama sonuçlarla oyna. Beğenmiyorsan sonucu değiştir.
-Yapamıyorum kafasından çıkıp ”Ne güzel yapamıyorum ama bazen de ne güzel yapıyorum” diyebilmek..
-meli, malı’ları atın. Zorunluluk yok.
Burcu’nun pratik bir teknik var mı sorusuna buluşmanın sonunda şöyle bir cevap verdi:
” Hiçbir zamanda ve hiçbir şekilde eşinizin size bir kastı yok”
20.BULUŞMA- FİNAL
Gerçekten 20. buluşma! İnanamıyorum. Son haftalarda biraz sıkılmıştım ama bitişler ne zor. Ayrılmayı, vedalaşmayı hiç sevmiyorum.
Son seansta kameralarımız açık. 7 kişiyiz.
Oğulcan bu yolculuğu azimle tamamladığımız için eril yanımızı, ”Durma, devam et” deyip erili desteklediği için de dişil yanımızı tebrik etmemizi söyledi 🙂
Konuşulanların çok azını duyduğumuzu, bütün dersleri en azından 1 kez daha dinlememizi önerdi.
Oğulcan’ın bazı cümleleri:
”İşimizin bir kısmı cehennemden adam çıkartmak ve cehennemde olanlara bizim anlattıklarımız Teletubby evreni gibi geliyor. Sattığımız şey ilimden ziyade ”Hatırlama”.
”Bazı şeyler havada kalmak zorunda. Üzerine düşünün, sorun, kafa yorun, arayın.”
”Benim iç dünyamda başlıyor ve dışarıya yansıyor. Dışardaki olay iç dünyamı etkiliyor. İçten dışa olan olay daha güçlü.”
” Mağduriyet hakikati çarpıtan ana yazılımdır.”
Aklımda kalanlar böyle. Aradan zaman geçti ve pek çoğunu unuttum. Yine de dursun burada, arada açar okuruz.




