Amsterdam’da 5 Günde Neler Yaptık?

Mayıs 11, 2026
5
Views

Amsterdam’a varışımız erken saatte oldu. Hava çok güzeldi ve yolculuğumuz fena geçmemişti. Eşyalarımızı otele bırakıp, bir yorgunluk çayı içtik ve  müzeler tarafına yürüyerek keşfe başladık. Hava ile ilgili endişelerimiz vardı ama biz ordayken tek damla yağmur yağmadı. Yine de net bir planımız yokken ve hava güzelken tekne turunu yaptık. Sesli rehber ve Türkçe seçeneği vardı. Her birimiz için kulaklık hazır bulunuyordu. Çok da iyi oldu çünkü şehir merkezinin bütün kritik noktalarını 1 saat içinde  görmüş olduk. Ben, kartpostallardaki görüntülerden sanki şehirde tek bir cadde varmış gibi algılıyordum. Ohoo, şehrin her sokağı o güzel, tarihi evlerle dolu. Eskiyi bu kadar şık bir şekilde muhafaza edebilmeleri çok etkileyici değil mi?

Amsterdam kartpostal seti: 9 tekli kart (kartpostal) - motifler: Grachten in Amsterdam (Hollanda/Hollanda) - Fotoğraflar/resimler/hediyelik eşyalar : Amazon.com.tr: Ofis ve Kırtasiye

Bu görsel internetten.

Vondelpark’ın içinden geçerken yüzen lalelere hayran olduk.

İlk gün yemeği de dışarda yedikten sonra akşamı dinlenerek geçirdik. Bize ilginç gelen bir şekilde 21-22.00 civarında bile hava aydınlıktı. Bu sayede daha da rahat ve keyifle dolaştık.

2. günümüzde laleleri görmek için Keukenhof’a gittik ve büyülendik! 45 yaş sonrası gelen  çiçek-böcek sevdası bir yana buraya gelip de dünyanın ne kadar güzel bir yer olduğunu anımsamayacak insan yoktur. Hollanda bu çiçek işini çözmüş; sadece lale değil, zambak, orkide, hüsnü yusuf, gerbera, gül vs bir çok türde her renkte her boyutta çiçekler üretmişler. Alandaki kafeler, ortadaki kocaman havuzlu bölge ve fotoğraf köşeleri ile bir cazibe merkezi yaratmayı başarmışlar.

Bir taşla iki kuş kapsamında farklı bir şehir olsun diye öğleden sonramızı Lahey’e ayırdık. Derli toplu tertemiz bir şehir. Güneşli bir gün olduğu için şanslıydık çünkü görülecek fazla bir şey yok. Şimdi olsa bütün günü Keukenhof’da geçirirdik. Lahey’de serbestçe gezindik. Kozmetik mağazalarında keşif yaptık.

3. gün Kings Day günüydü. Acelesiz uyandık. Kahvaltımızı yaptık. Rahat rahat kahvemizi içtik. Sonra ver elini sokaklar. Karanlık olana kadar gezdik. Tatlı molası verdik, bir ara küçük çaplı bir izdiham yaşadık ama en ufak bir tatsızlık olmadı. Önümüzdekileri takip ede ede kalabalıktan sıyrıldık. Çok hoş bir rastlantı olarak yeğenim Efe de Amsterdam’daydı ama buluşamadık. O akşamdı galiba, meşhur Red Light sokağına gittik. Bir sürü plastik bebek gibi genç kadın basbayağı vitrinlerde kendilerini sergiliyorlar. Hemen kaçtık 🙂

4. günümüzü yakın köyler olan Zaanse-Schans ve Volendam’a ayırdık. O sabah oteldeki kahvaltıda ta Kosta Rika’dan tek başına gezmeye gelmiş 60’lı yaşlarda bir hanımla sohbet ettik. Yetişkin 3 oğlu olan, basbayağı ”teyze” görünümlü hanımefendiyi hem hayranlıkla hem anlayışla dinledik. Sıra ancak kendisine gelmiş demek ki…Bir de çok güzel, uzun boylu, gencecik bir kadının bildiğimiz ayıcıklı, ucuz pazar malı polar pijama ile kahvaltıya gelmesini de unutmayayım.

Yel değirmenlerinin olduğu Zaanse-Schans, oldukça rüzgarlıydı. Otobüsten iner inmez yine şirinlik komasına girdik. Sanki bir masal köyü. Her yer tertemiz, tek bir çöp yok, plastik yok, tabela terörü, görsel kaos yok. Böyle yerlerde anında huzurla doluyorum. Yürüdük, fotoğraflar çektik, kakao içtik, peynir tattık.

Volendam, deniz kenarında bir sahil kasabası. Biraz daha turistik; bol bol satış dükkanı vardı. Hediyelikçiler vs. Bir de Hollanda’da deniz havası almış olduk. Kibbeling’in tadına baktık. Meydanda kahve içtik. Hayatın tadını çıkarmak işine ucundan kıyısından da olsa bulaşmışız gibi hissettik.

Amsterdam’da iken aklıma Fare Evi kitabımız geldi. 10 yıl önce hakkında çok tatlı bir yazı yazdığım Fare Evi uzun süre favorimiz olmuştu. Bu evin gerçek olduğunu ve Amsterdam’da bir yerde sergilendiğini biliyordum. Chat GPT’den halk kütüphanesinde olduğunu okuyunca üşenmedik; belki de hiçbir turistin uğramadığı kütüphaneye gittik.

Fare Evi – Sam ile Julia Serisi | Süper İyi Günler

Halk Kütüphanesi

Fakat Chat yanlış bilgi vermiş! Fare evi kendine ait bir binaya hem de birkaç sene önce taşınmış. Geri dönük ve otele doğru yürürken Fare Evi Müzesi önümüze çıktı ama kapanmıştı maalesef. Ertesi gün yapacaklarımız bitince arkadaşım sağ olsun, illa görelim dedi ve 10 yıllık hayalim gerçek oldu. Sam ile Julia’nın müzesini gezdim!

Görseli büyüterek bakınız lütfen.

Son günümüzü Rijksmuseum’a ayırdık. Van Gogh, Rembrand ve Vermeer’in tablolarını dünya gözüyle gördüğümüze pek memnunuz.

Kapanışı yapmak ve Amsterdam’la vedalaşmak için ikinci kez Jahren Kafe’ye gittik. Güneşli yüzüyle bizi hiç üzmeyen şehri izledik. Kahvelerimizi gururla içtik.

Teşekkürler hayat 🙂

5 günün özeti 🙂

Kategori:
Genel · Günlük · Seyahat

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir