Kitap Kulübü-29, Para Gürültüsü

Temmuz 13, 2026
39
Views

Çok sıcak bir temmuz gününde 29. buluşmamızı yaptık. İlk kez 15 kişinin altındaydık. Herhalde üyelerimizi misafirler ve seyahatler alıkoydu; Aydan, Ayşegül, Elif, Rüstem ve Arzu yoktu. 4 kişi de kitabı okumadan sadece dinleyici olarak gelmişti. Vakit kısıtlaması olmayınca uzun uzun konuştuk. Eren bu duruma çok sevindi 😉

Bu ay Latife Tekin’in son kitabı Para Gürültüsü’nü okuduk.

Ben bu kitabı iki farklı noktadan yorumladım:

1.Günümüzde edebiyat; matbaacılık, yayıncılık, dijital içerik, telif hakları ve medya gibi birçok alt kolu besleyen milyarlarca dolarlık küresel bir endüstriye dönüştü. Sadece küresel kitap pazarı ve yayınevleri değil; film uyarlamaları, dijital kitaplar ve edebiyat turizmini de hesaba katınca sektörde çok büyük paralar dönüyor, yazarlara star muamelesi yapılıyor. Kitaplar daha çıkmadan haftalar önce ön siparişler alınıyor, kuyruklara giriliyor. Hal böyle olunca hükümetler yazarlara bir sürü fon sağlıyor, yeter ki kitap yazsınlar diye bütün olanaklarını seferber ediyor.

Ülkemizde ise edebiyata yatırım yapanlar kendi kendini finanse ediyor. Sanat-edebiyat hükümetler veya şirketler için kârlı yatırım araçları değil. Bir koyup bin alınan inşaat sektörü varken kim ne yapsın edebiyatı? Latife Tekin, Nermin Mollaoğlu gibi Don Kişot’lar tamamen kendi imkanları ile yıllardır kahramanca mücadele ediyor. Tekin’in Gümüşlük Akademisi (27 temmuzda edebiyat festivali başlıyor) ve Mollaoğlu’nun Kalem Ev‘i bir edebiyat sever olarak çok gurur duyduğum iki iş ve onları desteklemek boynumuzun borcu.  İyi ki Latife Hanım gibiler var.

400x250 edebiyat

2. Para Gürültüsü’nde borsa yorumcusu Kikobaki ve onun tarotçu-falcı annesi Beyzana, çocukluk arkadaşı Ramini, kız arkadaşı Eserya gibi tuhaf isimli karakterler var. 180 sayfalık karman çorman bir anlatı. Roman desem değil, eleştiri desem değil. Karakterler isimlerinden başlayarak hiç gerçek gelmedi. Ne bağ kurabildim ne merak uyandırdı.

” Dünya öyle küçüldü ki gece gündüz koynumuza girip oynaşıyor bizimle. Altın dolu depoları, gizli kasalarıyla yatağımızın içinde, yorganımızın altında. Bir elimizde telefon, diğer elimizde piyasanın nabzı, sıyrılıp sahillere vurmak dağlara tırmanmak isteyenlerin bile kaçacak mecali kalmadı. Gecenin karanlığında sıcak fısıltısını boynumuzdan yukarı üflüyor. Bazen yaval bazen hızlı, kimi zaman dolar kadar soğuk, kimi zaman altın kadar sıcak, inleyip susuyor. ” s.63

Böyle güzel, etkileyici kısımlar vardı elbette, bakmayın siz bana. Okunmayacak kadar kötü değil; Şule ve İlkay çok beğenmişlerdi ama Eren’in dediği gibi: Bizi, sadece okumak kesmiyor artık. Nitelikli, dolu dolu kitapların peşindeyiz.

Önümüzdeki ayın 5 kitaplık seçkisini İlkay yapmıştı ve hepsi çok iyiydi:

Oylama sonucunda (Eren manipüle etti elbette)  çok beğendiğim İsveçli yazar Alex Schulman’ın Hayatta Kalanlar’ı seçildi. 10 kişi olmamıza rağmen çekişmeli bir seçim oldu. Önce Muhabbet’te karar kılmıştık, son anda Didem fikir değiştirdi ve rotamız İsveç’e döndü. İnşallah iyi olmuştur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir