Bodrum’u Bodrum yapan büyük insan Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya artan bir ilgi var ve bu beni mutlu ediyor. Şakir Paşa Ailesi dizisinin etkisi tartışılmaz. Ne güzel bir işti; keşke devamı gelseydi de Cevat’ı Balıkçı’ya dönüştüren olağanüstü hikayeyi bütün ülke öğrenseydi.
17 nisan Balıkçı’mızın doğum günü. 2022’den beri çeşitli etkinlikler yapan Bodrum Belediyesi, bu yıl Cevat Şakir’in izlerini süren, üstelik 3 rehber eşliğinde şahane bir yürüyüş planlamış. Birkaç hafta öncesinden e-posta göndererek Emre ve kendimi listeye yazdırdığım için kendimle gurur duyuyor muyum? Çok 🙂

Öncesinde, 16 nisan cuma günü oğlanlarla İnspera Sanat Merkezi’ndeki Buket Uzuner söyleşine bile gittik! Çok şık bir söyleşi salonunda, uzun kırmızı elbisem ve yanımda çocuklarımla, en öne oturarak büyük bir keyifle söyleşiyi dinledik ve sonrasında Balıkçı için yapılmış belgeseli izledik. Her ne kadar Eren, tam da Buket Hanım’ın gözü önünde uyumuş olsa ve belgesel bitmeden çıkmış olsak da güzeldi.

Sağdaki hanım Bilgi Yayınevi’nin editörü. Yayınevi, Cevat Şakir ‘in Aganta Burina Burinata’sını çok şık bir kapakla, ciltli olarak bu yıl yeniden basmış ve önsözü Buket Hanım yazmış.

Belgesel -Adı Filos, Yunanca dost anlamındaymış- Selahattin Paşalı’nın kısa canlandırmalarıyla ve torunlarının-sevenlerinin -araştırmacıların katkılarıyla hazırlanmış.

Ertesi sabah erkenden yollara düştük. 10.00’da meydanda buluştuk ve 30 kişilik bir kafile olarak Gümbet değirmenler, Antik Tiyatro, Gönültepe’deki mezarlık ve Kumbahçe rotasını izleyerek 3-4 saat geçirdik.



Emre sıkıldı ve çok dahil olmadı ama kulağında 3-5 cümle kalsın yeterli benim içim.

Bu görseldeki yeşil-mavi pencereli yapı ve bu kumsal Cevat Şakir’in Bodrum’daki ilk evinin olduğu yer. Elbette esas evler yıkılmış. Geriye kalanlar sadece hayaletler. Belgeseldeki sahne bu kumların üzerinde yaşanıyor:
Babasını öldürüp hapis yatan, salıverildikten sonra geçinmek için yazı yazan, ilk eşi Aniesi ve kızından haberi olmayan, bir eli yağda bir eli balda bir mirasyediden hayatın sillesini yemiş orta yaşlı bir adama dönüşen Cevat, harap evin arka kapısından çıkıp karşısında uçsuz bucaksız denizi görünce yılların yasını saatler süren bir ağlama ile atıp Halikarnas Balıkçısı olarak yeniden doğuyor.
Sonrası muhteşem. Brezilya’dan, İtalya’dan, Fransa’dan mektup zarfları içinde gelen ağaç tohumları; palmiyeler, mimozalar, okaliptüsler, greyfurtlar, bella sombralar. Sıradan bir balıkçı gibi dolanan dağınık saçlı adamın 7 dil biliyor oluşu, Bodrum’a yolu düşen yerli-yabancı sosyeteyi kendine hayran bırakması, cahil halkla-devlet yetkilileri ile mücadelesi…Daha neler neler.

Balıkçının çok sevdiği Sabırlık ağacıymış bu.

Balıkçının çok sevdiklerinden bir daha : Narteks bitkisi.

Mezarın olduğu Gönültepe’yi ilk kez görecektik ama asma kilitle kapatılmıştı. Görsel internetten.
14.00 gibi evdeydik. Yaşadığımız şehri, güzelim Bodrum’u bana biraz daha sevdiren şahane bir gün yaşadım; hem de oğlumla. Daha ne olsun 🙂
NOT: Blogda Cevat Şakir hakkındaki 7 tane yazı var. Özellikle bu ikisini seviyorum:
Benim Bakış Açımdan Halikarnas Balıkçısı
Şakir Paşa’nın Geliniyle İlişkisi Var Mıydı?
NOT 2: Rehberimiz Hatice Orman’ın Cevat Şakir hakkında yazılmış 2 kitabı var .





TÜM YORUMLAR
Şakirpaşa Ailesi’yle ilgili bütün kitapları alıyorum. Mavi Sürgün ciltli baskısını aldım ben de, Halikarnas Balıkçısı defterini gönderdi yayınevi, çok sevindim 🙂
Ne güzel etkinlikler olmuş, İstanbul’da bu tür güzel şeylere gitmek artık çok zor, şanslısınız.
Sevgiler.