Benim Bakış Açımdan Halikarnas Balıkçısı

Ekim 21, 2022
62
Views

Amcası Osmanlı İmparatorluğunun sadrazamı, babası tanınmış bir asker olan Cevat Şakir şımarık bir paşa oğlu olarak büyüdü. Altı çocuklu ailenin en büyük oğlu olan Cevat, annesinin ve dört kız kardeşinin göz bebeğiydi. O yıllarda hakim olan anlayış yüzünden çocukları İngiliz dadılar oldukça sert bir disiplinle büyütüyordu. Çocuklar annelerine bile doya doya sarılamıyordu yine de annesi Sare hanım oğluna çok düşkündü, sonuna kadar onu şımarttı, paşa karısı olmanın bütün imkanlarını kullandı ve Cevat Şakir babasını öldürdüğü o talihsiz geceye kadar hiç çalışmadan, bir eli yağda bir eli balda, en iyi kıyafetleri giyerek, en iyi okullarda okuyarak, Robert Kolej ve Oxford üniversitesinin sağladığı şahane İngilizce ve Fransızcası sayesinde Avrupa’yı dolaşarak tam bir miras yedi hayatı sürdü.

24 yaşında İtalyan model Aniesi ile evlenip İstanbul’a döndü ve babasıyla gittikleri çiftlikte büyük bir tartışma yaşandı. Oğlunun şımarıklığından yılmış olan baba Şakir Paşa, para sıkıntısı çekiyordu. Ömrünün bu ileri çağında korumak zorunda olduğu bir şanı vardı. Kızlara çeyiz lazımdı ve oğlu su gibi para harcıyordu. Bir söylentiye göre İtalyan gelinle aralarında bir şeyler yaşanmıştı. Bütün bunların sonucunda baba oğul birbirine silah çekti ve Şakir Paşa mezara, prensler gibi yaşamış Cevat Şakir 15 yıl ceza alarak hapse girdi.

O korkunç geceyi Azra Erhat’a mektubunda şöyle anlatmış:

Gelgelelim hakikate, yani bana. Çocukluktan çıkmağa başlar başlamaz, bende bir isyan belirdi. İlk önce müteessir olurdum, sonra rebellion. Bu isyanlar muhtelif konular üzerinde olurdu. Bir İmajla anlatayım. Al bir demir çubuk, ‘Ben kuvvetliyim!’ denirdi bana ve iki eliyle tutunca demir çubuğu bükerlerdi.

Ben de, ‘Ben de kuvvetliyim!’ derdim -çünkü dayanamazdım demir çubuğu tutunca açar ve gene dümdüz ederdim. Yalnız bu meselede demir çubuk ben idim. Gelelim fatal geceye. Sürgün’de bir cümle vardır, Zekeriya hakkında. İnsan hayatında yolların ayrıldığı bir noktaya gelir.

Bir yolda giderse Lucifer olur, şeytan olur insan, öteki yoldan giderse melek, evliya ve martyre olur. Amma yolun sağında veya solunda gitmeği seçmek tamamen iradenizde olmayabilir. Bir çöp, terazinin bir kefesine ağır basabilir. Bu cümlem, büyük bir tecrübenin neticesidir.

Eh canım münakaşa pek karışık konular üzerindeydi ve pek şiddetliydi. Babam çiftlikte, her zaman bir suikasttan korktuğu için, yanında müteaddit tabancalar ve silahlar bulundururdu. Evvela zengin bir adam, sonra asker. Münakaşa öyle bir raddeye vardı ki benim üzerime ateş etdi. Ben rastgele oradaki bir tabancayı alarak -amma onun eli tabancaya giderken yüzünden okudum- ona doğru, nişan almadan, ateş ettim.

Bu trajedi sonrasında sadece Cevat’ın değil bütün ailenin hayatı tepetaklak oldu. Cezasının yarısını çektikten sonra verem hastalığının ağırlaşması ile af edilip hapisten çıkan Cevat Şakir, eş-dost kanalıyla dergilerde köşe yazarlığı, çizerlik gibi işler yaptı.

Askerden kaçtıkları için asılan iki delikanlıyı anlattığı bir yazısı yüzünden o zamanlar herkesin korkulu rüyası olan İstiklal Mahkemesinde yargılanan Cevat Şakir, kendini idama hazırlamıştı. Yine annesinin devreye girmesi ve mahkeme başkanlarından birinin silah arkadaşı olan Kılıç Ali’nin araya girmesi ile cezası Bodrum kalesinde 3 yıllık sürgünlüğe çevrildi.

Bodrum’a gelen Cevat Şakir, kendini bu kasabaya adadı. Cebinden para ödeyerek ağaç fidanları, çiçek tohumları getirtti. Balıkçılarla aynı kahvelerde saatler geçirdi. Mükemmel Fransızcası ve İngilizcesi sayesinde Bodrum’a yolu düşenlere rehberlik hizmeti verdi. Türk sanatçısını mavi yolculuk kavramıyla, Anadoluculuk akımıyla tanıştırdı. O kadar çok emek verdi ve sevdi ki burayı sonunda ”Halikarnas Balıkçısı” olarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı.

cenazesi, Ali Şengün arşivi

Bodrum’a taşınalı on yıl olmak üzere, Halikarnas Balıkçısının yaşamını tamamen tesadüf eseri bir kitapta görünce ufak çaplı bir şok yaşadım. Balıkçı ismi bana gayet mütevazi çağrışımlar yapıyordu; oysa Cevat Şakir 50 yıl önce doğmuş olsaydı sarayın ileri gelenlerinden biri olacaktı muhtemelen.

Babası ve amcasının okuma-yazma-sanat tutkusu ve içine doğdukları zenginlik sayesinde Cevat Şakir, Aliye Berger, Fahrelnisa Zeid, Füreya Koral, Şirin ve Nejat Devrim gibi birbirinden zeki, yaratıcı ve üretken insanlarla dolu bu ailenin hikayesi bilinmeyi ve anlatılmayı hak ediyor.

Mesneviyi İngilizceye çeviren, Dante’nin İlahi Komedyasını İtalyanca okuyan Cevat Şakir sanki yaşamının Bodrum’dan önceki kısmını yok saymış, kimseyle konuşmamış o zamanlarını.

Peki, Bodrum’da doğmuş sıradan bir balıkçının oğlu olsaydı Halikarnas Balıkçısı olabilecek miydi? Dünyayı gezip görmemiş, İtalyan- İspanyol- İngiliz sevgililerle takılmamış, Oxford’u yarım bırakmamış, Robert Kolej’in kitaplığına girmesini yasaklatacak kadar çok kitap okumamış olsaydı taa nerelerden bella sombra ağacı fidanı getirtmeyi düşünebilecek miydi?

Kim bilir, belki de seçme şansı olsaydı sıradan bir balıkçının oğlu olmayı seçerdi.. Siz ne dersiniz?

TÜM YORUMLAR

  • Gerçekten çok ilginç bir hayat hikayesi
    Ama sanırım herhangi bir şeyi farklı yapsaydı Halikarnas Balıkçısı da olamazdı.

    Huriye Ekim 22, 2022 9:54 pm Cevapla
    • Her şeyin bir bedeli var değil mi? Hayat bir elle veriyorsa diğeri ile de mutlaka alıyor.

      Aydınlık Yüz Ekim 25, 2022 1:56 pm Cevapla
  • Cevat Şakir yaşadığı trajedileri yaşamamak ve Bodrumu çok sevdiği için bir balıkçının oğlu olmak isterdi sanırım ama ona sunulmuş bugün bile sıradan insanların hala ulaşamadığı eğitim imkanları olmasaydı kendisi olabilrmiydi? İmkansız sahip olduğu bilinç düzeyi ve kütür yapısına asla ulaşamazdı.Çok uç bir aile. Bodrumun yerlisi olsam, günümüzdeki durumuna çok çok üzülürdüm, yabancılar gelmesin isterdim. Cevat Şakir görse ne yapardı?Dumura uğrardı, bu çirkinlik, görgüsüzlük ve aç gözlüğümüz karşısında.
    Ben de gerçek yaşam öykülerini okumayı çok seviyorum ama sıradan insanların başarı öykülerini okumak istiyorum artık. Dr.Dilek Gürsoy u okumayı planlıyorum. Sevgiler..

    ayşe Ekim 24, 2022 10:03 am Cevapla
    • Dilek Gürsoy ismini duymadım. Merak ettim.

      Yorumuna katılıyorum, Cevat Şakir görse çok şaşırırdı herhalde bugünkü Bodrum’u.

      Aydınlık Yüz Ekim 25, 2022 1:55 pm Cevapla
  • Nedense konudan bağımsız olarak İsmet’in eskiden erkek isminden ziyade kız ismi olarak kullanılması daha yaygın olması dikkatimi çekti.

    Recep Hilmi TUFAN | rehitu.com Ekim 27, 2022 10:50 pm Cevapla
    • Evet, Suat var bir de. Nedense bugün hiç aklımız gelmeyen isimler.

      Aydınlık Yüz Kasım 8, 2022 4:32 pm Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir