Bu ara nurturia’da hararetli bir tartışma dönüyor.Özetle Türk olmayan anne-babaların çocuklarını nasıl farklı yetiştirdiklerini ,bu sayede bizler gibi çocuk 10 yaşına gelene kadar hayatlarından vazgeçmediklerini tartışıyoruz.Ben de şöyle bir anektodla dahiloldum:

4 yaşındaki yeğenimle Almanya’dan gelip Türkiye’ye yerleşmiş bir Alman komşumuza gittik.TV nin önüne süs olsun diye maket arabalar vs. konmuş.Yeğenim onlara ve evdeki bilumum süs eşyalarına dokunmak istedi.Kadının öyle kararlı bir ”hayır” deyişi vardı ki normalde asla zaptedemediğimiz çocuk o evdeki hiçbir eşyaya dokunmadı.Kadın da kalktı bir torba dolusu tahta lego getirip koydu önüne ve o rahat biz rahat çocuk mutlu oturup kalktık.Bunun neresi yanlış?Biz olsak HAYIR dersek ayıp olur diye gıkımızı çıkarmazdık,anne çocuğun peşinde dolanır,ev sahibiyle iki laf edemez ,çocuk giderek arsızlaşır ve apar topar kalkılırdı.Daha neyi tartışıyoruz?

Benim vardığım sonuç bizlerin genetik kodlarında çocuğa sınır koyma kavramının olmadığı.Kendi adıma bu konuda çok başarısızım.Henüz 6 aylık olsa da oğlum,  istikbalimi hiç parlak görmüyorum.İşin teorisini ne kadar iyi bilsem de kitap üstüne kitap devirsem de pratiğe gelince annemden/anneannemden devraldığım ”yavrum benim kıyamam ben sana” yaklaşımı baskın geliyor.Kıyamamak dediğimiz şeyin de pekala zayıflık olduğunun farkında olmam da cabası.

Ne olacak halimiz sevgili okurlar?Bilen varsa söyleyebilir mi lütfen?

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

Bir cevap yazın