10 şubatta Datça’ya gittik. Emre’nin sınıfı Badem Çiçeği Festivalinde gösteri yaptı. Sabah altıda Bodrum’dan çıktık koca otobüsle. 7-8 parçalı Efe kostümünü sırt çantasına sığdırdım. Onu unutma bunu unutma derken baya bir iş. Yine de bir parçayı unutmuşum. Neyse ki deri kemerin altındaki kuşak. Sıkıntı olmadı. Sekiz saatten fazla otobüste geçirmiş olsak da pek tatlı pek şekerdiler. Yine Cafe Inn’e gittik, yine memnun kaldık. Rüzgar çoktu. Yorucu, dopdolu bir pazar günüydü.

Satın aldığımızda peyzaj yapılmış, tamamen seramik döşenmiş, bol saksılı, bol kaktüslü ama yıllardır dokunulmamış bahçemizi yıkıp düzledik. Şu anda çiçek-ağaç dikilecek büyükçe bir dikdörtgen ve küçük kare şeklinde  iki alanımız var. Kırık dökük saksılar, bakımsız bitkilerimiz var. Bir profesyonelin desteği ile mart  başında çalışmalar başlıyor. Erik, kayısı, limon, mandalina, zeytin fidanları dikilecek. Mor salkım, hanımeli, yasemin, gül ve soğanlı çiçekler olacak. Bakalım nasıl gelişecek bu iş? Mutfağın yenilenmesi, balkonun oturma odasına dahil edilmesi, antre eklenmesi ve yerden ısıtmayı kapsayan tadilat öyle bir rakama patlıyor ki tamam demek cesaret ister. Durakladık mecburen. Can sıkıcı.

Bu ara internetten alışveriş işine sardım. Gördüğüm resimler evlere şenlik. Tam ”Hayaller vs gerçekler” durumu. Kadınlar resim çekmeye bu kadar düşkünken nasıl oluyor da koydukları görsellerde böyle umursamaz olabiliyorlar? Tez yazacak şahane malzeme var alışveriş uygulamalarında. Abidik gubidik marka taşıyan ürünlere Zara yazmak, etiketi kesik ürünler, sökük-delik olsa da markalı diye satışa koymak beni şaşırtan diğer davranışlar. Son kararım şu: Etiketi görmeden alma, sahiden markalı olmayanı alma,yeni-etiketli olmayanı alma.

————————-

Şubat içinde bir hafta sonu  ikeaya gittik. Çılgın projelerim içinde yer alan, evi tamamen yenileme şenlikleri kapsamında mutfak fikirleri edinmek için. Bu işler benim için öyle zor ki..Karar vermem gereken milyon tane şey olması beni felç ediyor. Eşim de kaçınılmaz olarak geriliyor ve ufacık bir şeyden alev alıp pire için yorgan yakmam kaçınılmaz oluyor. Bugün de öyle oldu. Mutfak ölçüsü almak ve planlama için 75 lira gibi komik bir ücret istiyorlar ve randevu alıyorsun. Aldık, elemanı da gerdim sorularımla ve arabaya bindik ki Emre arayıp Eren burnuna leblebi soktu dedi. (Evet, kısa süreli olmak kaydıyla 6 ve 9 yaş çocukları evde yalnız bırakıyoruz.) Uçarak eve gittik. Bir yandan eşim çocuğun kaç saattir aç olduğunu hesaplıyor çünkü sonunda anestezi altında çıkarılması gerekebilir. Bin şükür gerek kalmadı. Biraz uğraşıp, telkinler ve rüşvetle bir kısmını çıkardık, sonra sümkürdü ve pıt diye önümüze düşüverdi. Para yutmadan sonra ikinci vukuatı da ucuz atlattık.O saatten sonra yatak odasından çıkmadım. Yemek yedik bir ara, çocukları uyumaya götürdüm ve hep odadaydım. Maalesef böyle pek çok hafta sonu yaşıyorum :(( Hafta sonu sıkıntısı diye bir derdim var benim. Cumartesi sabahından bir iç daralması başlıyor. Yapacak çok şey olması ve fakat pek azını yapabilmek, yaptıklarından beklediğin keyfi alamamak, eş ve çocukların ikna edilmeleri gerekliliği, aksayan planlar, bir yandan da hiçbir şey yapmadan boş boş oturma- yatma arzusu..Özetle seçenek bolluğu bana iyi gelmiyor. Çocuğun 40 dakikalık öğle uykusu saatine dünyaları sığdırma arzusu bir nevi. İkea’dan mutfak almamız da zor görünüyor. Tek dolap kapağı olmuş 350 lira!

 

Emre , Eren’e kitap okuyor.  Demek ki hala umut var:)

 

 

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

Bir cevap yazın