Son haftaların iz bırakan kareleri üzerinden tarihe notlar düşmeye geldim. 

Monet’in Gelincikler Tablosunun Patika Versiyonu
Şu resmi çekebilen, düşünebilen, planlayan bir okula gitti çocuklarım. Okul öncesini büyük bir huzurla, keyifle geçirdik sayelerinde. Sevgili Patika Yuva, sonsuza dek size minnettar olacağız. Nisan-mayıs-haziran ve bitiyor altı yıllık hikayemiz. Çok özlersek gideriz arada bir diye teselli ediyorum kendimi ve evet, çocuk alma-bırakma işi biteceği için zil takıp oynayabilirim 🙂 Hele patikaya dönen yol öyle tehlikeli ki epey stres yapıyor bünyemde. İki çocuğumun servise binip gittiği, arkalarından el salladığım güzel günler yakında 🙂
Bu resim 24 mart 2019 akşamından. Önce Çıtır Çıtır Felsefe serisinden bildiklerimiz-bilmediklerimiz okudum birkaç sayfa. Çocuklar mızıldanıp ”Bu senin kitabın bizimki değil” dediler ve Sör Yeşil Benek’i istediler. Biri sağımda biri solumda uyuyakaldılar. Telefonum cebimdeydi ki çok nadirdir yanımda olması. Bu an sonsuza dek benimle kalsın isteyerek fotoğrafını çektim. Emre uykuya zor dalar genelde; dışarı çıkmıştık , biraz da bahçede çalıştılar, ondan mı bilmem böyle uyuyakaldı. Bu resim benim bir rüyamın gerçek olması aslında. Çocukların odalarının, yataklarının olması, onlara kitap okuyan bir ana-babalarının olması, yatarken giyilen pijamalar, beyaz çoraplar, sıcacık uyumak, uyanmak..En çok şükürle dolduğum dakikalar uyku önceleri . Teşekkürler hayat.
Evin girişini büyüttük, alt kata  ek yaptırdık. Depo elden geçti, ustalar içinde ne varsa dışarı çıkarmıştı. Odunlar ıslanmasın diye de üstünü plastik örtü ile güzelce kapatmışlar. Belki üç aydır öylece duruyordu. Hafta sonu nihayet örtüyü açtık, bunlar da altından çıkan çöpler. Tanrım! Bazen bir çöp evde yaşadığımı düşünüyorum. Her yer atılacak, verilecek, tamir edilecek şeylerle dolu. Sürekli kar yağan bir evin önünü süpürmek gibi evi toplama çabam. Olmayacak bu iş diyorum ama sonra kendime sarılıp devam ediyorum. Olduğu kadar, değil mi?
3. sınıfın bitmesine iki ay kala test kitapları ile tanıştık. İlk aldığımız sınav dergisi yayınlarının soru bankası seviye olarak kolay gibi. Bodrum’da ortaokul seçeneği az (devlet okulu olarak), özeller için burs şart değilse de olsa iyi olur. Emre ödevlerini okulda yapıp geliyor, okul sınavları, yaprak testler filan gayet başarılı gibi. Çocuğun ne durumda olduğunu pek bilmiyoruz aslında. Okuduğunu anlıyor. Yazısı hala düzensiz, dert değil ama baya kötü yazıyor. Eğitim işinde kafalar karışık, bu mevzu derin, başka bir yazıda uzun uzun anlatılmayı hak ediyor.
Dikiş faaliyetini devam ettiremedik, baktık ki bu iş bize göre değil. Fermuar dikmeye gelince koptuk. Bir süre buluşmalara ara verince birbirimizi özledik ve Lüks Günü yapma kararı ile yeniden toplanmaya başladık. Lüks günü şu demek:  Toplanan para ile normalde almayacağımız pahalı bir şey alacağız; parfüm, abiye ayakkabı, makyaj malzmesi vb.  Burası Şenay’ın pastanesi. On numara yer oldu. Kız öyle zevkli ki her şeyi kendi elleriyle yaptı. Bu resmin çekildiği akşamı Voyage Bodrum otelin lobisinde Hintli 3 erkek ve bir kadınla ingilizce anlaşmaya ve pasta siparişlerinin ayrıntılarını netleştirmeye çalışarak bitirmemiz ise hoş bir sürpriz oldu.
Aynı gün Aybala’nın Acıbadem vedası için eski hastaneme gitmiştim. Bir sürü yeni sima, eski hoşluklar, anılar..Hiç özlemedim eski iş yerimi ama aplus sohbetleri, kaçamak (!) buluşmalar, her gün aynı insanlarla görüşebilmek, bir önceki günden kalanları ve ertesi gün olacakları masaya yatırabilmek güzeldi. Yeni mekanımda buluşacak, sohbet edecek bir köşeciğimiz yok. Odamızda takılıyoruz. Bazen eski stresli günlerim aklıma geliyor, kalbim sıkışıyor. Çok zordu. O kadar yoğun kaygı altında olmak feci bunaltıcıydı. Öyle günlerim oldu ki endişeden midem düğüm düğüm, saatleri saydım.
Tarihe bir not bırakalım. Birlikte Kır Çiçeği restorandayız. Zamlardan sonra neredeyse hiç dışarda yemiyoruz. En az ödenen hesap 80-90 lira. Yine de geçen akşam Otantik Ocakbaşı’na gittik çocuksuz. Dün Big Chef’s de yedik içtik eşimle. Annemler buradaydı ve çocuksuz kaçmak benim için şart. Neredeyse on yıl oldu, çocuksuz vakit geçirmelere doyamadım.
Facebook eski resimleri çıkarıyor önüme. 5-6-7 yıl öncelerini. Bu resim de Urfa’dan. Bir polis akrabamızın evindeyiz. Hey gidi günler..Nasıl geçiyor yıllar böyle? Barış Bıçakçı ne güzel anlatmıştı Bizim Büyük Çaresizliğimiz’de; Her şey birdenbire oluyor. Küçük bir çocukken birdenbire, ilaçlarını plastik bir margarin kabında saklayan bir ihtiyar oluveriyorsun. Biz de mi böyle olacağız? Bir gün bakacağız ki yaşlanmışız bile..Offf..
İşte güzel bir haber, sarmaşıklar- gauralar- güller ve bir sürü çiçekler dikildi bahçemize. Yatak odamın camından sarmaşıkları görüyorum, alt bahçede marul-maydanoz- biber vb olacak. Bu işlerden hiç anlamasak da bakalım, deneyeceğiz. Güller ne renk açacak acaba? Sabahları çıkıp kuruyan yaprakları koparacak mıyız? Saksılar, kırık-dökükler elden geçti, daha da devam ediyor çalışma. Sengül isminde bir hanım haftada bir gelip bakımını yapacak bir süre. Neticede, bahçesi olan insanlarız biz 🙂
Taa ocak ayından bu güzel resim. Sevgili arkadaşım Bahar ile yılda bir de olsa kaçamak yapmayı geleneksel hale getirmeye çalışıyoruz, okuyanlar biliyor. Bu sene malesef 5-6 saat sürdü buluşmamız ama tonla şey yaptık. Önce İnsta’dan bulduğumuz küçük bir Kadıköy kafesinde uzunnn bir kahvaltı. Sonra Moda sahilinde yürüyüş. Meşhur Baylan’da kahve-pasta keyfi. Üstüne Eminönü vapuru ile boğazda çay sefası. Keşke konuştuğumuz konular başka olsa. ”Coğrafya kaderdir” ; mevzumuzun özeti..
Bu fotoğraf üzerine söyleyecek çok şey var. Her geçen gün karnımdaki katlar belirginleşiyor, kilo alıyorum bunlardan biri. Evimde böyle şık tepsilerin, fincanların bulunmasından duyduğum haz var. Çiçekli böcekli dekorlarda kahve içmek istediğim uzak gurbet kuşunun gelme ve gelmeme olasılıklarının beni duygudan duyguya sürüklemesi var. Ne çok şey var bi bilseniz..
 
Bu da bonus 🙂
 

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

2 YORUMLAR

  1. Tablo uyarlaması ne hoş olmuş 🙂 Eşlikçi olabildiğimiz zamanlara bayılıyorum.

    Bu cümle beni çok düşündürdü …

    "Her şey birdenbire oluyor. Küçük bir çocukken birdenbire, ilaçlarını plastik bir margarin kabında saklayan bir ihtiyar oluveriyorsun"

    sevgi tek iyileştirici şey olamıyor kimi zaman. Hikayelerimiz ve biz
    esaslı durumlar

    Sema

Bir cevap yazın