İtiraf edeyim; ”Kırkı geçtikten sonra kutlama yapmaya ne gerek var?” diye düşünürdüm. İşin aslı bu işin tadı kırktan sonra çıkıyormuş!

23 nisan salı günü evdeydik, şükürler olsun, artık resmi tatillerde evimdeyim. Haftasonu başlayan bir keyifsizlik vardı üstümde. Bir-iki telefon geldi kızlardan, şu saatte şurda olabilir misin diye sordular , bir plan olduğunu anladım ve sevindim. Gerçekten mutlu oldum. Önemsenmek, düşünülmek kadar güzel bir şey var mı? Önce Emre’nin okulda saatlerce bayram çilesi..Sabah yürüyüş, yeni spor salonunun tuhaf mimarisi, kalabalık, merdivenlere yığılmış veliler yüzünden zorla inilip çıkılan basamaklar, Eren’in sabırla abisini beklemesi..Sonra eve geldik, azıcık dinlenip nedense avm’de yapılacak ikinci gösteri için midtown’a yollandık. Sonra hiç oturmadığımız açık kafelerden birinde keyif yaptık ve Şenay’ın tarzıyla Paris pastanelerini aratmayan dükkanına gittik.

Şenay, yarım saatte harika bir sofra çıkardı. Sema , zaten böyle işlerin adamı. Ona iş verin, hiç yüksünmez, yorulmaz. Birlikte güzel bir masaya oturduk. Zeynep gelemedi , kızının gösteri saati uymadığı için.

Şaka maka ( oğlanlar hemen madafaka diye tamamlıyor bunu) kırklardayım artık. Kayınvalidemlerin de olduğu masada kırkların benim için bir kabulleniş olduğunu söyledim. Hayat işte bu kadar, hepsi bu . Otuz beşi geçene kadar hep ”Daha fazla bir şey olması lazım, bu kadar olamaz” hissiyatına sahiptim. Nasıl anlatsam, bir şey olacaktı, olması lazımdı gibi bir his. (Tamamen kaybolduğunu söyleyemem o duygunun). Kırktan sonra büyük sürprizler beklenmiyor; mevcudu korumak, anne-baba-kardeşler, eş ve çocuklarla sağlığımızın yerinde olduğu rutinlerle örülü bir hayatın aslında sıradan olmadığını, ender yakalanan bir şans olduğunu anlıyor insan.

Vazgeçtiklerimi sorguluyorum, ailemle aynı şehirlerde yaşamamayı tercih edişimi, bir kaçış arzusundan başka hiçbir şey düşünmeden dört bir yana savrulan kardeşlerimi..Uzakta büyüyen yeğenleri, birinci derece akrabalar olamadan kutlanan doğumgünleri, kreş mezuniyetleri, evlilik yıldönümleri, okullardaki bayramlar..Hep bir göçebelik, yerini bilememe-bulamama, yerleşememe hali..

Kırkı geçince daha gerçekçi baktım bütün bu duygulara. Düşüncelerimi karşıma alıp seyrettim. Bir günde değil, yavaş yavaş, anlık aydınlanmalar şeklinde oldu bu seyir hali. Neyi seviyorum, neyi sevmiyorum, kimlerle oturup havadan sudan konuşmak istemiyorum?

Sahip olduklarımın bir bedeli var. Birlikte olduklarımın sınırları var. Kulağa çok basit mi geliyor? Ben bunları tüm benliğimle yeni yeni idrak ettim.

Kutlamaların daha güzel olduğuna başka bir örnek, 17.04.2019 ,Sema’nın doğum günü

Şahane bir çift küpe, uzun zamandır istediğim kumaş pijama takımı ve çay makinesi evime 41. yaşla giren hediyeler.

Keyifli, tatmin dolu uzun yıllar diliyorum kendime, sevdiğim ve sevildiğim yıllar..

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

9 YORUMLAR

  1. Varlığınla, sevginle, samimiyetinle, Floronce Nightingale oluşunla,sadece sussak bile kıymetli zamanlarımızla, okuduğun kitapları kopmadan film gibi anlatışınla,analitik bakışınla,güzel kalbinle iyi ki doğmuşsun ve sen olmuşsun. Halden anlayışınla varlığın güç veriyor. Keyifli, huzur dolu seveceğin, sevileceğin nice yıllar. Ayrılmasın yollarımız.

    Sema

    1. Duygular karşılıklı 🙂 Siz olmasanız böyle bir yazı olmayacaktı.

  2. Elif hanım iyiki yazıyorsunuz da, sizi tanıdık. Huzurla sağlıkla nice yaşlarınız olsun.
    Sevgiler.
    Aliye

  3. 40 yaşımın depresyonundan sonra 41 için umut oldu yazdıkların, iyi ki doğdun !

    1. Sarsıyor 40 kelimesi, değil mi? Ne büyük bir yaş gibi gelirdi, oysa çoğu zaman daha yolun başındayım diyorum..

      Teşekkürler sevgili GeCe.

  4. Size de ailenizle beraber nice nice mutlu yaşlar diliyorum. Sevgiler:)

Bir cevap yazın