Tuhaf bir yıldı. Eren’in okula başlamış olması dışında hiçbir şey hatırlamıyorum. Zaten son yıllar hep öyle geliyor bana; günler uzun ama yıllar kısaymış gibi..

Geçen yılı nefis bir romanla bitirmişim: Lizbon’a Gece Treni.

Ocak ayında Netflix’e sarmışım, Roma filmini izlemişim. Kedimiz bizi terk etmiş ama pek de üzülmemişim; evde çekirdek aile dışında dolaşabilen canlı istemiyorum: Son kararım.

Şubatta sinemaya gitmiş, Çiçero’yu izlemişiz. Benan Bilek gösterisine gitmişim. İyi Hissetmek’i okuyup baya iyi hissetmişim. Emre Datça’da festivalde dans etmiş. Bahçeyi ve mutfağı düzenlemek için adımlar atmışız.

Martta hevesle beklediğim Grange’ın son romanı Ölüler Diyarı’nı doktor grubundan biri hediye göndermiş ve okumuşum.

Nisanda alt kata ek yaptırma projesi bitmiş, bahçe peyzajı projesi devam etmiş ama planladığımız gibi olmamış. Bir ilke imza atarak motorla uzun mesafe yolculuk yapmışız karı-koca ve önce Kaş’a sonra Meis adasına gitmişiz! Yetmemiş bir de okulla Ankara’ya gidip Anıtkabir’i gezmişiz.

Mayısta Emre 9 yaşında olmuş ve Patika bize harika bir anneler günü organizasyonu yapmış.

Haziranda Hatay’a gitmişiz. Ramazan Bayramı, düğün, Arkeoloji müzesi derken epey hareketli geçmiş seyahatimiz.

Temmmuzda Patika’ya veda etmişiz. Aylık 1700 liranın cebimizde kalacak olması ve servisçilik kariyerimin bitmiş olması tek mutluluk sebebi. Yoksa Patika gibi okul Türkiye’de yok. Şükür iki çocuğumuzu da gönderebildik.

Geleneksel ”Patika’da son gece” konaklaması 🙂 Eren kalmak istemedi ama.

Temmuzda yeniden Aydınlık Yüz olmuşum. WordPress’le tanışmışım. Nihayet kitap dolu bir duvarım olmuş. Ecem’le geçmiş koca ay. Ecem’in arkadaşları bile gelmiş! Çocuklar ilk kez yaz okuluna gitmiş. Hokeyle tanışmışız.

Ağustosta 10 gün Düzce’ye kaçıp serinlemişiz. Gezmişiz biraz. Bursa’da kalmışız bir gece, ne iyi yapmışız. Özlenenler yine gelmemiş.

Eren okullu olmuş EYLÜL ayında. İlk 15 gün zorlansak da 1 ekimden sonrası mis gibi. Çocukların servisle gidip gelmesi rüyası nihayet gerçek olmuş. Onları araca bindirip kahve içmişim ! İşyerimdeki odam belirsiz bir süreliğine sadece benim olmuş.

Ekimde Kızkardeşler’i izlemişim sinemada. Motorla ikinci turumuza çıkıp Foça- Midilli nereyi bulduysak gezmişiz. Kahkül kestirmişim. Tadilat süreci yeniden başlamış.

Kasım inşaatla geçmiş. Alt katta yaşadığımız bir buçuk ayı nedense yazmamışım. Sonuç gayet güzel olsa da ev hala bomboş ve ruhsuz. Galiba ondan yazasım gelmiyor. İlk ara tatili yaşadık ve Deniz Müzesine gittik bebelerimle.

Aralıkta annemler geldi. Çocuk Kitapları atölyesine katıldım. Bir dostumun hayatı çok kötü bir yöne doğru dönmüşken son anda u dönüşü yaptı. Bizim de hayatımız bambaşka bir yola girecekken 20 günde vazgeçip, eski halimize döndük. Napoli Romanları’nı okudum.

İşte böyle bitti koca sene. Çokça şükrettiğim bir yıl oldu. İşim olduğunda, veli toplantısı varsa, hastaysam rahat rahat izin kullandığım, hava pırıl pırılken işten çıkabildiğim, İmgeye kaçıp okuyabildiğim tüm zamanlar için.

2020’den bir şey beklemiyorum. O duygu bu sene hiç yok içimde. Yeni yıl olup da ne olacak? Belki gergin zamanlarım az olduğu için. Tarihe bel bağlama ihtiyacı duymadım herhalde.

Herkese gönlünden geçenlere kavuştuğu , keyifli bir yeni yıl diliyorum.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

5 YORUMLAR

  1. Dolu dolu geçmiş 2019’unuz. 2020’niz hayırlara vesile olur umarım…

    1. TEŞEKKÜRLER, herkes için umut dolu bir yıl diliyorum.

  2. Ben de şu sıra: İyi Hissetmek kitabını okuyorum. Hızlı ilerleyemedim, yeni yıldan önce bitirsem mutlu olacaktım ama olmaz artık.. Umuyorum gelecek günler daha güzel olur hepimiz için…
    Sevgiler…

    1. Sevgiler bizden de. Umuyorum öyle olur. Bugünleri aramayalım inşallah

  3. Dopdolu ve güzel bir yıl geçirmişsin. Yeni yılın daha güzel gever umarım. İyi seneler

Bir cevap yazın