Romanın geçtiği zaman sıkıntılı: 12 eylül darbesinden önceki aylar. Şükür ki yaşımızın yetmediği o karanlık günleri okumak bile zor. Belki bu sebeple belki siyasi kaygılarla, hikayeyi Ali ve Ayşe adında iki çocuk anlatıyor . Çok zor bir iş aslında bu, çocuğun ağzından roman yazmak . Genellikle başarılı olmuş bana göre.

Kurguyu, karakterleri iyi kotarmış, finali güzel bağlamış ama bazı ayrıntılar çok uzatılmış, gereksiz olmuş. Yine de hevesle okudum.

Yalnız çocuk olsun büyük olsun tüm kahramanların ”Değil mi?” nin kısaltılmışı olan ”Di mi?” yerine ısrarla ”DE Mİ?” kullanmaları acayip sinir bozucu, göz ve kulak tırmalayıcı. Kınadım Ece Hanımı.

Hikaye kısaca şöyle:

Merkezde iki aile var. İki grup da solcu , ikisi de düzene karşı, o yılların kaotik ortamında evlerinden alınıp karakollara götürülüyor, işkence görüyor vs ama bir aile gecekonduda yaşıyor, diğeri bir apartman dairesinde. Fakir çocuğun adı Ali, apartman çocuğunun adı Ayşe.

Ayşe’nin anneannesi olan Nejla hanım en sevdiğim karakter oldu. Onun o hanımefendiliği, Cumhuriyet çocuğu olması, İstanbul Türkçesi, tertemiz sabun kokulu halleri çok güzel yansıtılmış, oya gibi işlenmiş.

Bu iki ailenin yolu kesişiyor ve çocuklar arkadaş hatta sırdaş oluyor. Ayşe, Ali sayesinde ‘gerçeklerle” tanışıyor. Mesela hemen karşılarında bir karakol var, onun önünde olan itiş kakış gibi olayları Ayşe’nin anneannesi oyun oynuyorlar diyerek kandırıyor kızı ama Ali biliyor ki onlar solcu ve askerler onları hücreye atacak ve işkence yapacak. Yavaş yavaş bunları kıza anlatıyor.

Sonra bu iki kafadar boylarından büyük işlere kalkışıyor, Kuğulu Park’dan kuğu kaçırmak gibi. Arka planda Ayşe’nin anne-babasının çekişmeli aşk hayatları, Ali’nin mahallesindeki solcu gençlerden Hüseyin’in kaçış öyküsü gibi birkaç öykü olanca hızıyla akıp gidiyor.

Sevdiğim bazı alıntılar şöyle:

”Hep üzüntülü kokuyor salon. Sessiz gibi.” s.21

” Zulüm karşısında halkımın tepkisi: Zalime direnmek değil, zulmü kendinden de güçsüz olana yöneltmek!” s.27

” Annem içinden kuşlar çıkıyor gibi gülüyor. Anneannem bir tepsi börek gibi gülüyor. Samim Abi atlar koşuyor gibi gülüyor. Ayla Abla Heidi gibi gülüyor ama Jale’anım teyze sanki sıra dayağı olurken öğretmen bir tek ona vurmamış gibi gülüyor. ” s.93

”Bağlar’da hiç böyle sessizlik yok. Demek ki sessizlik olması için zengin olmak gerekiyor.” s.179

” Bu ülke böyle be Ali! Özür dileyerek bile utandırır insanı.” s.372

Bu sıkıntılı günlerde, uzun sosyalist söylemlerin olduğu sayfalarda sıkılıp atlasam da, ülkenin acı ve şiddet dolu geçmişini ısıtıp ısıtıp önümüze sürmelerinden daral gelse de okunabilir.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

2 YORUMLAR

  1. Ece Temelkuran okuyamıyorum ben. Gitmiyor metin. İlla ki bir bütünlük vardır ama benim zihnimi bağlayacak türden değil belli ki. Böyle birkaç yazar daha var; Tuna Kiremitçi, Yekta Kopan. İçimi bayıyorlar:)

    1. Evet, her kitabını okunmuyor sahiden de. Muz Sesleri’ni çok zor okuduğumu hatırlıyorum mesela.

Bir cevap yazın