Taksim Trio’yu Canlı Dinledim

Eylül 14, 2023
75
Views

Yıllardır arabamda taşıdığım , tüm CD’lerini aldığım Hüsnü Şenlendirici’yi aslında tek başınayken daha çok seviyorum. Onun klarnet üfleyişinde büyülü bir şey var; yüreğimin en içinde duyuyorum, kelimeler olmadan konuşuyor benimle. Bu, belki on yıldır hiç değişmedi.

Trio olarak çıkardıkları Ahi albümünde, Devlerin Aşkı dışında çok etkilendiğim parça olmamıştı fakat bu üç sanatçı dünya çapında işler yapıyor ve 3 saat ötemize gelmişler. Vazgeçmeyeyim diye ta haziran ayında aldım biletleri.

Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu’nu GPS yardımıyla bulduk; zaten Karşıyaka feribotundan inince hemen 5 dk ilerde. Aylardır damla düşmeyen Bodrum’dan sonra ilk yaz sağanağına tiyatronun kapısında yakalandık. Apar topar girdik salona. Sahneye yakın olsun diye ön sıra alayım demiştim ama sahnenin epeyce solunda kaldık ve sahneden aşağı seviyede oturduk. Epey sonra arkada boş yer görüp oraya geçtim, sahneye uzaktım ama yüksekteydim ve üçünü de rahatça görüyordum.

Enstrümanıyla bütünleşmiş virtüözleri dinlemek nasıl bir mutluluk! Hüsnü’ye zaten aşıktım ama Aytaç’a daha bir hayran kaldım. Şu insanoğlunun gariplikleri bin ömür de sürsek anlaşılmaz. Bir uçta akıl almaz zulümlerin mimarı diğer uçta ahşap ve metalden oluşan bir aletten bu sesleri çıkarabilecek kadar yetenekli.

Maalesef Sloth Organizasyon’un eksiği çoktu. Daha yüksekte olan kısma geçince fark ettim. Dünya çapında üç müzisyen getiriyorsun, sahnenin sağındaki salona giriş kapısı açık duruyor, birileri girip çıkıyor,. Sahnenin solundaki merdiven yol geçen hanı, organizasyondan elemanlar inip çıkıyor. Yine sahnenin solunda bulunan wc’nin ışıkları yanıyor. Sanatçıların tam arkasındaki kapıdan birileri bakıyor. Yahu bu enstrümantal müzik, şarkıcı yok- dansçı yok. Sakince, loş ışıkta, dikkatle dinlemek istiyor seyirci. (İzmir’in seyircisini takdir ettim, telefonlar sessize alınmıştı, sahneye laf atan da olmadı) .

İkinci eleştirim İsmail Tunçbilek için. Gereksiz bir sohbet etme çabası, mizah çabası ve şarkıcılık. Sesi güzel değil, çok bağırıyor, bağlama değil gitar çalıyor ve öyle bir havası var ki bu işten artık sıkılmış gibi .

Aytaç Doğan, nasıl efendi; hiç boş laf etmeden sadece sazı ile meşguldü. Takdir ettim.

Şenlendirici biraz durgun geldi bana, keşke ortada o otursa ve daha çok çalsaydı.

Çektiğim tek fotoğraf bu 🙂

İyi ki müzik var, gerçek müzik.

Etiketler:
Kategori:
Günlük

TÜM YORUMLAR

  • İnsanın gerçekten sevdiği birşeye böyle zaman ayırmasının içsel olarak acayip bir karşılığı var. Bu sene Manga konserinde bağıra çağıra şarkı söylediğimde aldığım hazzı hiçbirşeyde almamışımdır. 🙂

    Huriye Eylül 25, 2023 11:02 am Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir