Yel Dilediği Yerde Eser, Yorum

Kasım 4, 2025
105
Views

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git ile Türk okurun gönlünde taht kuran Tamaro’nun diğer kitaplarını okumamıştım. Hiçbir yerde de rastlamadım işin doğrusu. Kulüp kitabımız Bel Canto’yu ararken Yel Dilediği Yerde Eser’e rastlayınca düşünmeden aldım. (İkinci el kitap almak için Dolap uygulamasına mutlaka bakıyorum ; kitap 100-150 liraysa fark yok çünkü 80-90 lira kargo eklenince sıfırıyla aynı oluyor ama 300-500 lira aralığındaki kitaplar için iyi bir alternatif. )

Bu kitap da bir kadın hikayesi. 60’lı yaşlardaki kahramanımız Chiara, Noel tatilinde aile fertlerini bir yerlere gönderir ve tek başına kalarak çocuklarına ve eşine mektuplar yazar. Bu mektuplar vasıtasıyla bizler de Chiara’nın hikayesini öğreniriz. Evlatlık olan ilk çocukları uyumlu ve bilge ruhludur. Öz kızı olan 2 numara (İsimler bir garip, aklımda kalmadı) asi ve huysuzdur. Sürpriz bir gebelikle hayatlarına giren 3 numaralı oğlan çocuk henüz küçüktür. Bu da nine-torun gibi yumuşacık, çikolatalı kek lezzetinde bir hikayeydi ama Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’in yeri hep başka olacak. Oradaki nine-torun ilişkisi çok güzel ve çok derin işlenmişti. O zamanlar yazısını yazmışım ama duygularımı tam olarak anlatamamışım.

Chiara’nın mektuplarının sonunda bir sürpriz, hepimizi şok edecek bir şey bekledim. Olmadı. Kadının hikayesini öğrendik ve bitti. Yel Dilediği Yerde Eser, belki 5-6 karakter olması,  belki de o ”sürprizsiz” anlatım sebebiyle beni içine alamadı.

” Böyle belirli bir hedef olmadan yola çıkan biri sadece seçmek istemediği yolun hangisi olduğunu bilir. Önünde çatallanan yollardan hangisini seçmek istediğini asla bilemeyebilir çünkü yola çıkarken eline bir pusula verilmemiştir ve ona kalan zar atmak olur. Kader de kısmet gibi kördür. ” s.32

” Bu uzun öğleden sonralar ve akşamlarda önce gönülsüzce anne-babamla, sonra seninle ve çocuklarımızla geçirdiğim saatlerde mutlak bir netlikle fark ettiğim şu oldu: Bedenimize ve ruhumuza yansıyan tüm yaralar tek ve evrensel bir şeyden, sevgisizlikten fışkırıyor; onun tırmıkları, kesikleri, aşındırmaları zaman içinde iyileşeceklerine yaraya dönüşüyor, iltihaplanıyor ve kuşaktan kuşağa kötüleşiyor.” s.141

” 17 yaşımda ben hâlâ o aşamadaydım; kendimi prensin gördüğü  ve dansa davet ettiği Külkedisi gibi hissediyordum. Ne kadar sevilmeyen bir kızsan kendini o kadar Külkedisi hissedersin ve ne kadar Külkedisi hissedersen o kadar prens beklersin. O seni fark ettiğinde sen bir prenses oluverirsin. ” s.147

” Günün birinde bu tuhaf durumu sen de yaşayacaksın. Senin için yıllar geçerken anne baban için de geçtiğini düşünmeyeceksin; sen daima onların çocuğu olarak kalacaksın. ” s.120

Tatlı, güzel bir kış kitabı okumak isterseniz şans verin derim.

Not: Yazarın Türkçe 18 kitabı yayınlanmış!

 

Görseli şuradan aldım.

 

Kategori:
Günlük · Kitap Yorumu

TÜM YORUMLAR

  • Çok eskiden birkaç kitabını okumuştum Tamaro’nun ve en çok sevdiğim Luisito – Bir Sevgi Öyküsü olmuştu, okuduğunuz kitabı da alacağım.

    Serpil Kasım 4, 2025 8:21 pm Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir