Bağlar, Domenico Starnone, Kitap Yorumu





 Unuttuysan şayet , sana hatırlatayım muhterem beyefendi. Eşinim ben senin. ‘‘ cümlesiyle açılış yapan Bağlar, son aylarda okuduğum en etkileyici romanlardan biri oldu. 

Otuzlu yaşlarda, iki çocuk sahibi Aldo (erkek) ve Vanda (kadın), evlilik rutinleri içinde boğulmuş bir çift. Aldo gelip ” Biriyle beraber oldum” diyene kadar.
Birinci bölüm, ihanetin taze olduğu günlerde Vanda’nın kocasına yazdığı mektuplardan oluşmuş. Kadının çektiği acı elle tutulacak kadar gerçek neredeyse. Sadece acı da değil. Aldo bey öylece çıkıp gidiyor. Kira ve faturaları, her gece kitap okuduğu çocuklarının duygularını (4 ve 9 yaşındalar) hiç önemsemeden. Vanda’nın bir işi yok bu arada.
”Mektuplar öyle yoğun bir acının izlerini taşıyordu ki o acı serbest kalsa odayı kat edebilir, oturma odasına taşabilir, kapalı kapılardan geçebilir, sarsıp uykusundan uyandıracağı Vanda’yı haykırmaya ya da avazı çıktığı kadar şarkı söylemeye sevk ederek ele geçirebilirdi. ” s.61
İkinci bölümde çiftin yeniden bir araya geldiğini anlıyoruz. Şimdi yetmişli yaşlardalar ve bir tatile çıkıyorlar. Erkeğin geçmiş yılları ve ihanet olayını anlatışını okuyoruz .
”’Dehşete düştüm düşmesine ama bu acıya kendimi kaptırmadım, onun ıstırabını hiçbir zaman kendi ıstırabımmış gibi göğsümde hissetmedim.Yanmaz itfaiyeci tulumu gibi beni sarmalayan bir sarhoşluk haline kapılmıştım. ” s.63
 
” Gerçek aldatma, insanın kendi içgüdülerini, ihtiyaçlarını, bedenini, kendi kendisini aldatmasıydı.” s.63
 
” Kuşkusuz ki karıma ve çocuklarıma karşı kabahat işlememek için Lidia’dan vazgeçmek bana çağ dışı bir şey gibi gelmişti. Gizlice görüşmek de zamanın ruhuna aykırı görünmüştü. Lidia daha yirmisinde bile değildi ama hem bir işi hem de süslü mü süslü bir sokakta bulunan bir evi vardı. ” s.64
Adamın, kadını aylarca kıvrandırdığı sayfaları okurken içim hınçla, nefretle doldu. Ne kadar da kolay anlatıyor beyefendi.  18’ini yeni geçmiş ateşli bir hatunla yatağa atlamasına uydurduğu kılıflara bak sen! Tabi, kadınlar bayılıyor ev işleri- çocuk- ekonomi üçgeninde debelenip durmaya, çoğu zaman gelir getiren bir işi-gücü olmadan, mutfak harçlığından artırdığı birkaç kuruşu da biriktirerek, yılların kendini ince ince rendelediğini hissederek yaşamak çok keyifli çünkü! Aldo’ya hiç acımadım.
” Baba rolünde görünmek istemiyordum.Günlerce Lidia ve çocuklarla birlikte yaşamak , dağınıklık yaratmak, karımın çabaları sayesinde daha yeni fark edebildiğim bu ağır sorumluluğu paylaşmaya Lidia’yı da zorlamak bana kabul edilebilir gibi gelmiyordu. ” s.76
 
Elbette, Vanda’ya yani aldatılan eşe de çok sinir oldum. İlk aylarda yaşadığı şaşkınlık ve dehşet geçip hayatı az-çok yoluna girdikten sonra hala hesabını kesememesine.   Mıy mıy mıy elli yıl daha kendine-kocasına-çocuklarına eziyete devam etmesine. 
 
Peki Aldo, neden karısına- çocuklarına geri dönüyor? Aradaki 35 yılda neler oluyor? Tatil dönüşü onları bekleyen acı sürpriz ne? Anlatmayı çok istesem de okuma hevesinizi kaçırmamak için burada kesiyorum.
Hikayenin kilit noktalarından olan ayakkabı bağcıkları..Türkçe adı da Bağcıklar olsa daha mı hoş olurmuş?
Üçüncü bölüm ise 50 yılı geçen bu evliliğin, yaşanan aldatma olayının, anne-babalardan kalıtılan huyların çocuklar tarafından nasıl görüldüğü ile ilgili. Romanın sonunda çocuklar artık kırklı yaşlardalar. Anne-babaları tatildeyken kediye bakmak için dönüşümlü olarak eve geliyorlar. Araları bozuk, karşılaşmak istemiyorlar. Ama kızın aklında sinsi bir plan var ve abisinin yardımı olmadan bunu yapamayacağı için alttan alıp onu ikna etmeye çalışıyor. Derken abi-kardeş geçmişi masaya yatırıp bütün kirli çamaşırları ortaya döküyorlar. Ve diyor ki Anna:
” Bizimkilerden öğrendiğim bir şey varsa , o da çocuk yapmamak gerektiğidir. Eninde sonunda insan çocuklarına zarar veriyor. ”
Domenico Starnone, hem kadınları hem erkekleri çok iyi tahlil etmiş. O kadar iyi anlatmış ki hissedilenleri, hikayenin gerçek olmadığına inanmak zor. Meraklı bir kurgu da var, son sayfaya kadar elimden bırakamadım.
Kitap bittiğinde öylece, bomboş kalakaldım. Daha uzun bir süre beni düşündürecek gibi duruyor.
Gönül rahatlığı ile on üzerinden sekiz veriyorum, özellikle evlilik, çocuklar, ilişkiler ilginizi çekiyorsa listenize alın.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

8 YORUMLAR

  1. Çok güzel bir kitapmış not aldım. 👍

  2. Ne diyeceğimi bilemedim. Öncelikle son bölüm doğru böyle evliliklerde olan çocuğa oluyor o yüzden (ülkemizde hiç dikkat edilmese de) çocuk yapmadan o sorumluluğun üstlenileceğine iyice emin olunmalı. Açıkçası ne kadının acılarını ne de adamın bencilliğini okumak istemedim de sonunda adam niye dönmüş kadın niye kabul etmiş merak ettim:) Size katılıyorum toparlandıktan sonra kadın kendi hayatına devam etmeliydi. Belli ki konuyu iyi anlatan bir kitapmış, hiç görmemiştim, sizde çok iyi anlatmışsınız elinize sağlık:) Yazar İtalyan mı? onu da sorup bitireyim:)

    1. Evet, İtalya'nın ödüllü yazarlarındanmış Gül

  3. İlginç bir kitapmış, bakayım bulabilirsem okurum….

  4. ilk buluşmada kitabı istiyorum Elif.

    Sema

Bir cevap yazın