26 nisan cuma 19:00 da hareket edip 29 nisan sabah 04:00’de eve döndüğümüz Ankara seyahatini taze taze yazmaya geldim.

Öncelikle bu yaşa kadar gitmemiş olmam büyük ayıp. En az iki kez daha giderek telafi edeceğim. Ankara bizim için TUS demek (Tıpta uzmanlık sınavı). Kaç kez gittim hatırlmıyorum ama o TUS stresini yaşamayan bilmez. Ayazın, soğuğun, Kızılay’ın, Sakarya caddesinde içilen çayın, altı yıl geçirip ayrıldığın arkadaşları tekrar görme sevincinin adı Ankara. Anıtkabir, Müzeler ve Atatürk’le , milli mücadeleyle özdeş nice yapı bugüne kadar hiç aklımıza düşmemiş.

Otobüs yolculuklarında epey zorlandım. Yıllardır uzun yol yapmadım otobüsle. Bir de okul gezisi olunca, onlarca çocuk, saat başı çiş molası, çişi bahane edip sigaraya inen büyükler , bir türlü ayarlanamayan klimalar vs.

Sonuç olarak iyi ki gittik. Dolu dolu, duygulu bir gezi oldu.

Sabah 8 gibi kahvaltının ardından (Gezinin tek olumsuz kısmı bu oldu, tıkış tıkış bir yerde, tatsız bir kahvaltıydı) Etnografya Müzesi ile başladık (1930 yılından beri faaliyet gösteren Etnografya Müzesi’nde, Türk Sanatının Selçuklu Devrinden günümüze kadar devam eden örnekleri sergilenmektedir.) . Atatürk’ün geçici  -15 yıl- kabri olan müzeyi 12 lira vererek gezdik. Toplu halde olunca fazla vakit harcayamadık, bir kez daha gidip iyice sindirmek, bahçesinde kahve içmek lazım. Aldığım tek magnet bu müzenin dükkanından oldu. Gezerken alışveriş yapanlardan değilim.

Üstteki beş fotoğraf MTA Müzesi‘nden. Tabiat tarihi ve doğal taşlarla ilgili oldukça ayrıntılı, kapsamlı bir müzemiz olduğunu böylece öğrenmiş olduk. En az yarım gün ayrılması lazım, maalesef bir saat içinde gezdik. Dükkandan kolye aldık çocuklara. Eren bu sabah herkese gösteriyordu, çok mutlu oldu.

Daha sonra Hamamönü’ne gidildi. Öğle yemeği, kahve ve Mehmet Akif Ersoy’un marşımızı yazdığı evi görmek için.

Sonraki durak benim için gezinin en sürprizli , en duygulu noktası oldu; ATATÜRK MÜZE KÖŞKÜ. Aslında bir bağ evi olan köşk 1921 yılında Ata’ya hediye edildiğinde, dağ başında, ısınmayan, elektrik olmayan, konforsuz bir yermiş. Özellikle Latife ile evlilikten sonra ilaveler, düzenlemeler yapılmış ve 1932 yılına kadar tam 11 yıl bu evi kullanmış Atatürk.

Müze Köşk dışarıdan böyle görünüyor. İçerde fotoğraf yasak. Cumhurbaşkanlığı sitesinde tüm odaların resimleri var, mutlaka bakın

Atatürk’ün yüceler yücesi bir fikir, düşünce ya da hayal değil bir insan olduğunu, bana bu ev kadar anlatabilen hiçbir şey olmadı. Fikriye’nin piyanosu vardı mesela! Sadece iki yıl evli kalmış Latife hanımla ve genç cumhuriyetin tüm önemli kararları bu evin içinde alınmış.

Selanik’deki evin kopyası yapılmış Ankara‘da, duymuş muydunuz hiç? Onu da gezerek otelimize vardığımızda bizler bitmiş tükenmiş, çocuklarsa gayet heyecanlıydı. Emre, babasına, geziye gitmeyi en çok otelde kalmak için istediğini söylemiş.

Plaza otel, tertemizdi, pek güzeldi. Feci derecede otel seven bünyeme iyi geldi. Çocuklar asansörle defalarca indi çıktı, herkes pek sevinçliydi. Bazıları ilk kez otelde kalıyormuş 🙂

Ertesi gün saat 09:00’da Anıtkabir’deydik. Ne güzel, ne heybetli bir yermiş ! Aslanlı yol, Kurtuluş müzesi, mozole..Tüm yapıyı sarmış olan birlik ruhu ..Çok etkilendim, çok duygulandım. Müzeyi çok güzel yapmışlar, takdir ettim. Rehberimizin anlattığı savaş anektodları; kınalı Hasan, Albay Reşat Çiğiltepe ne kadar etkileyiciydi. .

Rehberimizin tavsiyesi ile saat başını bekledik ve acayip törensel olan nöbet değişimine denk geldik.  Anıtkabir’de nöbet değişimi olarak şahane bir video koymuşlar youtube’a ; izleyebilirsiniz.

1. ve 2. meclislerin o büyülü atmosferlerini de görerek gezimizi bitirdik.

Bu topraklarda yaşayan herkesin görmesi, bilmesi gereken bu duygu ve tarih yüklü mekanları görmediyseniz şiddetle tavsiye ederim, bir an önce görün. Rehberimiz Can bey gibi bir de anlatan bulursanız değmeyin keyfinize !

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

2 YORUMLAR

  1. Okulun vesile olması ne güzel olmuş o zaman:)
    Siz TUS deyince aklıma geldi, 10 yıl kadar önce Ankara'ya birkaç günlük seyahatimiz TUS sınavlarına denk gelmişti. Kaldığımız otel doktor kaynıyordu:)
    Sevgiler…

    1. :)) Ah evet, elini sallasan doktora çarptığın günler oluyor. Teşekkürler yorum için.

Bir cevap yazın