Eren 6 Yaşında ve İlkokul 1 Öğrencisi

Evet çok klişe ama daha dün gibi değil mi Eren Doğdu yazısı ? Ne zaman ilkokula başladı bu çocuk? Vay başıma gelenler..

Yıllık izinden salı günü döndük ve perşembe günü Eren’in doğum gününü yaptık. Büyük kutlamalar gözümü çok korkutur, beş altı çocuktan fazlasını çağırmam. Birbirini tanımayan insanlar olduğunda da sohbet ortamı oluşmaz ya da ev sahibi olarak sohbete katılmakta zorlanırım.

Bu sene de sınıfından iki çocuk (Toprak ve Noyan) ve benim arkadaş çocuklarım ile küçük bir grup toplandık. Evde havuç-kabak salatası, kısır ve sigara böreği yaptım. Havuzdaki görevli hanım poğaça yaptı. Şenay geç kaldı ama kek getirdi. Pastayı royalden aldım ve kırıntısı bile kalmadı. Biraz daha olsa yenecekti. Meyveler de olunca masamız güzel oldu.

Bol bol yüzen çocuklar, Toprak’ın Noyan’la uğraşması, yanmayan mumlar..Eren 6 yaşında.

Bakıcı ya da büyüklerden biri olmadan geçirdiğimiz ilk yaz mıydı bu? Sanırım ikisinin de evde olduğu ilk yazdı. Bu yıla kadar Eren’in kreşi yaz boyunca devam etti çünkü. 3 eylülde kura çekildi. Öğretmeni İlkem Karaçiçek oldu. 1C sınıfı. 5-6 eylülde 10-12 arası alışma-kaynaşma için okuldaydık. Beşinde ben (nöbet izni) altısında babası gitti. İkinci gün epey ağlamış. Bunu duyunca (Lina bile söyledi çok ağladı diye) pek üzüldüm ve biraz da tırstım. Her çocuk farklı. 6 yaşını yeni doldurdu, belki de alışması zor sürecek..

Haftasonu etiket yapıştırma, hazır kaplarla da olsa kitap-defter kaplama, ihtiyaç listesini kontrol etme vs ile geçti. Tatlı bir telaş bu. Biraz Renkli kırtasiyeden, biraz Bim’den, biraz da N11’den aldık bu sene okul ihtiyaçlarını. İlkem hanım kalemlere bile etiket istedi, minik minik etiketler yapmışlar, şükür adımız soyadımız kısa 🙂 (36’lı kuru boyaya 36 etiket yapıştırdım)

Bu sabah okula gittim. Büyük gün. Çocukları servisle gönderdim; eee tecrübeli okul anası diye bir şey var. Bitez’de bu sabah okul önü trafiğini bir görseydiniz beni çok takdir ederdiniz. Eren biraz tereddüt etse de ” Senin servisle gelmeni çok istiyorum” diyen Emre’yi duyunca yelkenleri anında suya indirdi. O kadar önemsiyor ki abisinin onayını ve takdirini.

Gittik, okul zili çalışmıyor bir klasik olarak, tek güvenlik görevlisi ortalığı idare etmeye çalışıyor, bayrak töreni için arka bahçeye geçtik, öğretmen gelmemiş daha. Bu A ise bu da B’dir filan diyip tahmini sıramızı bulduk, dizildik. Ay ağlar mı, beni bırakır mı derken marş bitti ve paytak ördekler gibi İlkem hanımın peşinde gözden kayboldular. Sağ elimde büyük oğlanın ağır kitap poşeti, sol elimde küçüğün kitap poşeti..ilk günden neyse bu heves bende. Bırak arabada, sonra alırsın; yeterli tecrübeyi kazanamamışım demek ki (Üst paragrafta tükürdüğünü altta yalamak bir anne sporudur.)

İlk teneffüs gittim, Lina ve Eren’i alıp bahçeye çıktım. (Lina yakın arkadaşımın kızı). Teneffüsler 15 dakika oldu duydunuz mu? Baktım Emre de bekliyor kardeşini, her teneffüste gitmiş, kontrol etmiş, tuvalete götürmüş hatta. Aferin ona, gurur duydum. Zil olmadığından bitiş düdükleri çaldı ve koşa koşa sınıfa gitmediler mi? Yemeği güle oynaya üç yıldır gittiğimiz Şebo’da yemediler mi? Oldu bu iş galiba deyip derin bir nefes almadım mı?

Bu resmi tam 5 yıl önce çekmemiş miyim?

Okumayı bilen öyle ki dizilerde alt yazı okuyan , 59 lira olan suluktan iki tane alınca 118 lira olduğunu hesaplayabilen can oğlum, abaküsle sayı çubukları ile işin olacak mı bilmiyorum. Yolun açık olsun.

Çocuklar

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Halil CİBRAN

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

2 YORUMLAR

  1. Başarılar diliyorum Eren’e.
    Ne güzel sizi üzmeden başlamış okula. Abisinin katkısı sanırım.
    Güzel bir yıl geçirsinler inşallah ikisi de.

    Sevgiler

    1. Teşekkürler, abisinin olması iyi geldi ama abi 2. gün su koyverdi 🙂

Bir cevap yazın