”Dökülüyor yapraklar

Ben …..ya doymadım

Doysun kara topraklar”

”Gerçek acılar dilsizdir” çok sevdiğim bir cümle. Canı gerçekten yanan insan ancak can havliyle inliyor. Öyle uzun uzun tasvirlere girişmiyor.

Dünden beri bir dostumun canı çok yanıyor. En zor göğüslenebilecek durumlardan biri ile karşı karşıya. Çocukları var. Hem onların hem kendinin hem de asıl mağdurun yerine birkaç kişilik acı çekiyor.

”Doymak” diye bir şey pek yok hayatta. Sevilenler, ihtiyaç duyulan kişiler nedense hep uzaklarda. Karacaoğlan demişti ya:

Ayrılık da ölüm gibi. Hele kavuşmak elinde değilse. Kaderin başkalarının insafına, adaletine ve merhametine bağlıysa. Bir de bunu çocuklara anlatmak var. Çifte kavrulmuş yürek ağrısı.

Umut var. Yaşayan kavuşuyor eninde sonunda. Kavuşuyor da sanmam ki bu büyük bir teselli olsun..Yine de kavuşmanın ihtimali bile yeterli.

Kimin neyle mücadele ettiğini bilmiyoruz. Birbirimize karşı nazik ve şefkatli olalım. Kimse hakkında bilip bilmeden – görüşlerimize ne kadar ters olursa olsun- yargılayıcı laflar etmeyelim.

Susmayı bilmiyoruz biz. İlla ki konuşacağız, teselli edeceğiz. Lohusa anneye ” Bebeği beş dakika tutayım da bir çay iç ” demektense ”Üşütme, hasta edersin, sütün yetmiyor” diyorlar ya aynen onun gibi başına kötü bir şey gelmiş birine ”Kim bilir ne yaptın da başına bunlar geldi, şunu düşünemedin mi, keşke şöyle yapsaydın” vb şeyler söylemek iyi bir fikir mi? Bunları demenin tek faydası söyleyene oluyor. Kendini teselli ediyor aslında; ”Benim başıma gelmez” demeye çalışıyor.

Allah’ın adı en çok camilerde değil hastanelerde veya hapishanelerde anılıyor..

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

Bir cevap yazın