Önceden tatil planı yapabilen bir çift değiliz. Hep son dakikada karar veririz , genellikle de iyi vakit geçiririz. Beklentisiz yola çıktığımızdan olsa gerek.

Karı-koca kamu personeliyiz; izin almamız zor değil ama izinlerin birlikte çalıştığımız insanlarla aynı tarihlerde olmaması gerekiyor, bunun uçak bileti var, otel rezervasyonu var. Son dakikaya bırakmak için paradan yana kaygısız olman lazım. Çocukların okulları var. Özetle plan yapmadan uzaklara gitme dönemi bitti .

Dört günlük Peri Bacaları gezi planını ekim ayında yaptım ve bir delilik anında geri ödemesiz otel rezervasyonu seçeneği ile belki de ilk kez aylar öncesinden nereye gideceğimize karar verdik. Son dakikacılıktan çok daha rahat ; ekibe söyledik, diğerleri ona göre izin aldı. Çocuklara tatile bir-iki hafta kalana dek haber vermedik. Eren yol üstündeki Ramada Otel’in önünden geçerken ”otelde kalmayı özledim” dedi birkaç kez; o zaman söyledim.

Kış olduğu için babamın arabası ile yola çıktık (kış lastiği meselesi). 19 ocak pazar günü , nasıl biter onca yol diye içten içe dertlenerek başladığım yolculukta artık bir rutin haline gelen Muğla çıkışındaki Yörem restoranda ilk molayı verdik.

Şömine ve lezzet Yörem restoranı vazgeçilmez yapıyor

İkinci mola Konya’da, kalabalık bir restorandaydı. Adını unuttum. Eren ikisinde de mercimek çorbası sipariş ederek bizi şaşırttı. Emre pizza-pide klasiğini devam ettirdi.

Konya’da hafif kar atıştırmaya başladı. Afyon’a kadar ara ara yağdı ama ”Aaaa, kar yağıyor” dedirtmedi 🙂

Dört-beş civarında Afyon’daki otele girdik. Kocaman odası, okuma lambası monte edilmiş yatak başlığı, büyük ekran televizyonu, yerden ısıtmalı zemini, lobide ücretsiz çay ve enfes tereyağlı kurabiyeleri ile Doubletree’de konaklamak pek hoş oldu . Termal otel seçeneklerine sıcak bakmadım, lüks olanlar aşırı fiyatlı, diğerlerinde de çocukları soymak giydirmek, havuz telaşı ile uğraşmak zoruma gitti.

Rutinden çıkınca özellikle bize bir haller oluyor. Bir mutsuzluk, hoşnutsuzluk geliyor üstümüze. Alıştığımız insanlardan, işlerden, yiyeceklerden kopmak iyi gelmiyor; özellikle çocuklarla olunca. Çocukların bizi dinlememesi, dinliyor gibi yapsalar da beş dakika geçmeden kudurmaya başlamaları vb davranışlar bizi geriyor da geriyor. Öyle ki seyahatin bir noktasında mutlaka ”sen bir garip çingenesin neyine gerek gümüş zurna” şeklindeki güzide atasözümüzü anımsıyorum.

Afyon’daki kahvaltı sırasında başlayan bu gerilim şiddeti değişen derecelerde hala devam ediyor ne yazık ki..Biz yetişkinler ne hissedersek hissedelim kahvaltı sırasında başlayan kar yağışı çocukları çok mutlu etti. Giyinip kuşanıp kar topu oynamaya başladılar. Son ana kadar da içeri girmediler ve oyunun tadını çıkardılar.

Pazartesi akşam olmadan Avanos’daki otele vardık. Odalar serindi, soba istedik. Hemen getirdiler. Isınıp dinlendik ve yemeğe gittik. İki ayrı oda olması konaklamamızın en güzel yanıydı Çocuklar ekranlarını önlerine koyup uzun süre kendi odalarında takıldı ve biz çocuksuz tatil yapıyormuşuz gibi olduk.

Otel penceresinden manzaramız

Her ne kadar Google’dan okuyup araştırsam da yörede yaşayan birinin rehberliği için resepsiyondaki Aykut Bey’den yardım istedik. Duvardaki bölge haritası önünde, notlar aldırarak gezilecek yerleri anlattı sağolsun.

Salı günü Ürgüp Açık Hava Müzesi, Uçhisar Kalesi, Aşıklar Tepesi, Üç Güzeller ve Panorama tepesine gittik. Çarşamba Paşabağı / Zelve vadilerini ve Avanos’u gezdik. Perşembe günü dönüş yolculuğu başlıyordu ve Yeraltı Şehri yolumuzun üstündeydi. Yarım saatte dolaştık.

Benim gezi notlarım şöyle:

  1. Müzekart şart . Yıl boyu kullanmayacak olsanız bile 2020 ocak itibariyle 54 lira Ürgüp, 42 lira yer altı şehri, 18’er lira vadiler (Kişi başı); toplam 132 lira yapıyor. Müzekart 70 lira. Sekiz yaş altı ücretsiz.
  2. Ürgüp Açık Hava Müzesi’nde mutlaka sesli rehberlik (25 lira) alın. Boş boş, havaya bakarak gezmenin anlamı yok.
  3. Kış mevsimi uzun uzun gezmeye izin vermiyor. Uçhisar Kalesi’nde arabadan bile inemedik. Panorama ve Aşıklar da çok soğuktu. Balon turlarının yapılmadığını söylediler havadan dolayı. Bahar ideal olabilir. Her şey açık havada.
  4. Bölge yeme içme açısından Bodrum’la aynı. Pahalı. Alkol olmamasına rağmen 120-150 arası hesap ödedik .
  5. Yedi yaş altı ile gitmek gereksiz yorucu. Vadilerde tehlikeli tırmanışlar var, çocukları sürekli kollamak gerekiyor. On yaş üstü ile iyi olur bu gezi.
  6. Kesinlikle gitmeye değer. GİDİLMELİ. Çok değişik, masalsı bir coğrafya.
Emre’nin objektifinden Eren

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

2 YORUMLAR

  1. O kadar güzel yazmışsınız ki sayenizde gezmiş kadar olduk. Güzel yazınız için teşekkür ederim.

    1. Gerçekten mi? Daha uzun ve ayrıntılı yazabilseydim keşke; beğenmenize çok sevindim.

Bir cevap yazın