Bu aralar hayat bir garip. Bir yandan hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Çocuklarla her gün bir aksiyon var. Okul, futbol, arkadaşları, ekrandan uzak tutma çabası, kavgaları, dövüşleri, kahkahaları derken hafta nasıl başlıyor nasıl bitiyor anlayabilene aşk olsun. Dün oğlanları Nurcan’a bırakarak Ula’ya gittik. Çiçekli adında güzel bir beldede kahvaltı yapıp Akyaka’ya döndük. Motorcularla rutin rotamız; Muğla civarında isek Akyaka’yı hiç atlamadık bugüne kadar. Çok iyi geldi elbette. Her gün bir tantana, hay huy..Yorulduğumuzu söylüyoruz sık sık birbirimize.

5 martta Uğur Batı geldi Ted kolejine. Kimdir diyen olursa tık tık.. Adamda yok yok, CV’si en az on sayfadır . Buna gıcık oluyorum. Tamam iyi çok şey yapmış etmişsin de oraya bir sürü insan gelmiş ; on dakika şurada şunu yaptım, resim sergisi açtim, senaryo danışmanıyım vs vs anlatmaya gerek var mı?

Ne anlattı ? Yeni bir şey söylemedi elbette. Kim demişti onu, ‘Güneşin altında yeni bir şey yok’ diye. 100. maymun deneyini anlattı, Forest Gump’dan, nöronlardan bahsetti. Aklımda kalan birkaç şey şöyle:

-Kültürel milliyetçilik, yumuşak güç-sert güç kavramları

– Yapabilirim diyebilmek için yapabilen birini görmek gerekiyor

-Yetenek yok, çalışma ve istek var

-Çocuk görerek öğreniyor; duyarak değil.

-Enstrüman, sanat hem bilişsel hem sosyal birçok açıdan faydalı; resim öğretmenleri matematik öğretmenlerinden kıymetli olmalı.

-Ölçüyü kaçırmadan baskı yapmak potansiyelin sınırlarını gösterebilir (Forest örneği)

-Erkeksileşmemiş kadın aklı pek çok olumsuzluğu düzeltecek

Bir saat kırk beş dakika hiç takılmadan ee, ııı demeden konuşan yakışıklı, hoş bir adam olarak aklımda kaldı.

Kulağım yok diye müzikten uzak durmayın dediğini evde anlatırken Eren’in ” O zaman Mehmet Tuhaf’a gitsin” demesi hepimizi şaşırttı ve güldürdü. ( Mehmet Mutaf plastik cerrah; kulağı olmayan çocuklara kulak yapıyor diye anlatmıştım. )

Emre beşe geçiyor. Yani ortaokul. Bursluluk sınavlarının bazılarında iyi bazılarında düşük netler çıktı. Maalesef eğitim, hukuk, sağlık gibi bir ülkeyi vatan yapan, bağlılık ve güven duygusunu güçlendiren üç alanda da kendimi acayip mutsuz ve ne acı ki umutsuz hissediyorum. Dördüncü sınıfta de ve ki eklerinin yazımını anlatmadaki kafa neyin kafası? 10 yaşındaki çocuk bağlaç ve ek ayrımını ya-pa-maz! Bunu niye ben biliyorum da o koca koca adamlar bilmiyor? Çocuk ezber yapıyor, başka çaresi yok ”De ekini atınca anlam bozuluyorsa bitişik” ama ”ki” ye ”ler” ekliyor, anlamlı ise bitişik yazılır diye ezber yapıyor. Bu iş ezberle olmaz, buradaki anlamı mantığı kavramak gerek ama dokuz yaş bunlar için erken ; bunu bir tek ben mi biliyorum?

Doktordan daha doktor, öğretmenden daha çok pedagog, terapistten daha yetkin terapist olmak zorunda hissetmek çok yorucu.

Sonuç olarak İngiliz Kültür Kolej’ine yakın duruyoruz. Küçük okul, her öğrenci tanınıyor, biliniyor, ergenlik sürecinde işimiz kolaylaşır diye düşünmek birinci sebep. LGS’ye çılgınca hazırlanıp günde beş yüz soruluk test çözdürmemeleri ikinci sebep. Devlet kurumlarının katılığından ve ”Ben bilirim” tavrından sıkılmış olmam üçüncü sebep.

Hava mis gibi bugünlerde. Yağmurlar yağıyor. Çiçekler açtı. Bahar geldi tüm heybeti ve cazibesiyle. Dünya korona virüs telaşında. Ben de böyleyim işte.. Okuyorum bol bol..Alışkanlıktan. Daha çok dalıp gidiyorum, annemle konuşuyorum; sesi iyi geliyor. Kardeşim bana yıllar sonra ”abla”diyor..Hüzün hiç bitmiyor.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

6 YORUMLAR

  1. Konuşmacıların konuşmaya başlamadan önce uzun uzun cv lerini anlatması beni ciddiye alın deme çabası bence… Abarttıklarında da böbürlenme gibi algılanıp çok itici oluyor.

    Bir de cv sini anlatan kişinin aldığı eğitimleri anlatması da hep garibime gitmiştir. Aldığı eğitim sonucunda çıkardığı ürünü anlatması gerekmez mi?

    Ben de ne çok dertliymişim bu konuda. Mutluluklar sizinle olsun…

    1. Aman ne güzel, aynı dertten muzdaribiz demek Abdullah Bey. Teşekkür ederim okuduğunuz için.

  2. Böyle rutin gitsin hayat bazen bir müddet… Sevgiler..
    Sertap çok güzel söylemiş…

  3. Acı bir tespitim var; Türkiye eğitim sorununu çözemez. Üç çocuk okutmuş biri olarak bunu konuşmak bile istemiyorum. O kadar çok bu konu konuşuldu ki. Ama çözümü bırak, üstelik eğitim geri gidiyor. Kırk yıl önceki ortaokul bilgimle, iki yıl önce lisede okuyan kızıma ders anlatıyordum. Üstelik iyi bir paralı koleje gidiyordu.
    Bu konu bitmez… Sağlıcakla kalın…

    1. Değil mi Cem Bey? Ben de çok umutsuzum eğitim konusunda. Okullar süresiz tatil diye seviniyorum içten içe..Ne acı :((

Bir cevap yazın