Kötü Şöhretim Kitap Yorumu, Kate Manning

Haziran 18, 2021
72
Views

Bu kitabı, Ortaca’nın bana kazandırdığı tatlı mı tatlı bir arkadaş verdi. Adını duymuş değildim. İsmi ve kapağına bakınca bir çırpıda okur, unuturum zannetmiştim ; yanıldım.

Son sayfasını kapattığımda zihnim allak bullak oldu ve bilimin / teknolojinin nimetlerinden faydalandığımız bir dönemde yaşadığım için bir kez daha şükrettim.

Hikaye kısaca şöyle: 1840’lar civarında son derece yoksul bir hayata doğan üç kardeşten en büyükleri olan Axie, annesinin doğum sonrası rahim enfeksiyonuna bağlı ateş sebebiyle öldüğüne tanık olur. Annesinin vasiyeti sayesinde bir doktorun evinde hizmetçilik etmeye başlayan küçük kız, 10 yıl sonra çekirdekten yetişmiş bir ebe olarak hayata atılır. Yine müthiş bir yoksulluk, açlık ve sefaletle boğuşurken (evlenmiştir bu arada) cebinde kalan son 3 dolarla eczaneden birkaç hammadde ve şişe alır ve ustasından öğrendiği bir ilacı (kadınlar için aylık tablet adıyla) şişesi 2 dolardan satar; sadece 3 şişe ilaç yapabilmiştir fakat kocası bu işteki fırsatı görür ve 6 dolarla yeniden hammadde alıp yeniden ilaç yaparken karısına yardım eder.

Bu şekilde başlayan girişim, posta yoluyla ilaç satmayı keşfetmeleriyle çifte zenginliğin kapısını açar. 10 yıl içinde lüks bir evde, kürkler ve ipekler içinde yaşar hale gelirler. Elbette o yılların Amerika’sında doğum kontrolü suçtur, kürtaj ise doğrudan idam nedenidir. Axie, ustasından öğrendiği şekilde hem doğum kontrolü için ilaç satmakta hem de en zengin madamlardan tecavüze uğramış zavallı hizmetçi kızlara kadar birçok kadının gebeliğini sonlandırmaktadır. Bunu fark eden bir rahip ona karşı amansız bir savaş başlatır ve Axie uzunca bir süre hapis yatar. Bir yol ayrımındadır; o yıllardaki yasalar ve kamuoyu kesinlikle onu ipe götürecektir ve sonunda hiç aklına gelmeyen şeyler olacak, kader Axie yerine karar verecektir.

Axie’nin evlatlık verilen iki kardeşini arama hikayesi de eşzamanlı ilerler ve mutlu son sandığımız pek çok şeyin aslında öyle olmayabileceğini görürüz.

Fransız mektubundan kasıt prezervatif, sünger ise rahim ağzını kapatarak meninin içeri akmasını engellemek için

Sadece 150 yıl önce kadınların bu kadar perişan olmaları, gebelik fizyolojisini bilmemeleri, 8-9 çocuk doğurmayı bir o kadarını da kaybetmeyi, doğururken ölmeyi ne kadar sık yaşadıklarını okumak beni çok üzdü. Onuru kirlenmesin diye Axie’ye gelen zavallı gencecik kadınların kürtaj olmak için nasıl yalvardıklarını, anestezi denen mucize olmadığı için çektikleri korkunç acıları çok etkileyici bir şekilde anlatmıştı yazar.

Kapağı ve ismi ”ucuz bir roman” çağrışımı yapan bu etkileyici kitabı öneriyorum. En azından kadınlık olmanın ”daimi fiziksel bir ızdırap, utanç ve acı” olduğu o zamanlarda yaşamadığımız için ne kadar şanslı olduğumuzu hatırlamak için.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

MAKALE ETİKETLERİ:
·
MAKALE KATEGORİSİ:
Günlük · Kitap Yorumu

TÜM YORUMLAR

  • Bir arkadaşımın annesi anlatmıştı; korunma niyetiyle ilişkiye girmeden önce aspirin yerleştirirlermiş vajinalarına. O zamandan bu zamana çok şey değişti ama yoksula çıkan yollar yine aynı gibi geliyor.Yıllar evvel evime gelen yardımcının devlet hastanesinde kürtaj olacakken yaşarıdığı muameleyi ben dinleyemedim o nasıl oldu bilmiyorum.

    Blue Haziran 19, 2021 10:49 pm Cevapla
    • Evet maalesef öyle, parası olmayan için hala değişen pek bir şey yok, şükürler olsun ki anestezi çok çok iyi ve en sıradan kurumda bile anestezi olmadan işlem yapılmıyor.

      Aydınlık Yüz Haziran 20, 2021 1:24 am Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir