Pişmanlıklarım

Kasım 22, 2021
14
Views

Bakmayın Amerikalı-Danimarkalı kişisel gelişimcilerin laflarına; ”Seni sen yapan hatalarındır” vb cümlelerine. Bu topraklarda öyle çok da hata yapma lüksü yoktur insanın; hele ki kadınların. İsveç’te yaşasak pekala yanlış kararlarımızdan sebep bu kadar pişmanlık duymazdık. Meslek değiştirmek mi istiyorsun? Değiştir gitsin. (İnstada takip ettiğim bir hesapta (@isvecteegitimse) okudum bunu; aynen şöyle yazmış: ” … biri 46 yaşında. Artık meslek değiştirip öğretmenlik yapmak istediklerini söylediler. Meslek değiştirmek zaten İveç’de çok olağan.) Mutsuz musun? Boşan gitsin. Elbette dünyanın pek az yerinde insanlar böyle özgür; bilmiyor değilim amma velakin isterdim ki bir etiket sahibi olmak için bu kadar çaba harcamayalım ve o ünvanı bırakmak bu kadar zor olmasın.

Girişten de anlaşılacağı üzere en büyük pişmanlığım okuma-yazma sevdamı tepe tepe kullanacağım bir iş seçmemiş olmak. Seval Şahin veya Meltem Gürle olabilmeyi isterdim. Bir roman üzerine sayfalarca söz söylemeyi, kitaplarla yatıp kitaplarla kalkmayı isterdim. Spotify’daki şu yayına bakar mısınız?

Şu başlığı görmek beni mutlu ediyor

Yaş kırkı geçip elliye doğru giderken anladığım bir şey var; kadınsan ve orta doğudaysan yatırımını hep kendine yapmalısın. Bir gün çılgınca anlamlar yüklediğimiz her şeyin hiç olmamışçasına kaybolup gideceğini unutmamalıyız; eş, çocuklar, arkadaşlar.. Onlara harcadığımız binlerce saat mesainin kimse için hükmü olmayabilir; 60-70 yaşında bir kedisi, evi, geçinecek kadar bile parası olmadan kalabilir insan; evini almalısın, bir emekli maaşın ve kirada bir dairen olmalı. En az bunlar kadar belki de daha önemlisi seni hayata ve başkalarına bağlayan, üretmeye, topluma karışmaya yol açan bir uğraşın olmalı. Bağ-bahçe, örgü, yazarlık; bu işin temeli de kırklı yaşlarda atılmalı ki yaşlılıkta az-çok bir çevreye sahip olunsun. Henüz böyle bir faaliyet içinde değilim ve inanın bir köşede sessizce kitap okumanın sosyalleşmeye ve tatmin dolu hissetmeye pek katkısı olmuyor.

Para konusunda daha akıllıca davranmayı isterdim. Hiçbir zaman çok kazanmamış olsak da elimizdekini daha iyi değerlendirmemiş olmaktan pişmanım. Bu konuya kafa yormak, emeklilik planlarını erkenden yapmak, yatırım fırsatı kollamak gerekiyormuş; çok geç anladık bunu.

Tanıştığım her insana gereğinden fazla özen göstermiş olduğuma pişmanım. Yakın-uzak bütün ilişkilerimde sezgilerimi geliştirmeye çalışmayıp her insan evladına ön yargısız yaklaştım, en yüksek notu vererek başladım, azıcık yakınlık hissettiysem içimi açtım, onların yarasına merhem olmaya gayret ettim; uyarı işaretlerini görmezden geldim. Eninde sonunda o insanları kaybettim. Bu mevzu oldukça karmaşık benim için. İçine doğduğum gettodan çıktım evet ama bedelini de ödedim. Anlam arayışım yıllardır devam ediyor ve nice ”izm”lere bulaştıktan sonra son durak olan nihilizmde bekliyorum. Neredeyse her şeyin anlamsız olduğu sevimsiz bir noktadayım. Keşke en başından, ta 13-14 yaşındayken insanlara bel bağlamamak gerektiğini, ”herkes beni sevsin” arzusu ile dediğim evetlerin ve diyemediğim hayırların başımı ağrıtmaktan başka işe yaramadığını , ”sevilecek” olanların belli olduğunu, aslında kimsenin kimseyi sevmediğini, sevgi sandığımız şeyin çıkarlara göre yön değiştiren duygu rüzgarları olduğunu bilseydim. Anneler bile çocuklarını karşılıksız sevmiyor; anne yemeklerinin, sıcak evlerin, temiz odaların bedelini ömrümüz boyunca ödemiyor muyuz sizce?

Şimdi insan deyince şöyle bir duruyorum; o bana bir adım gelirse ben de gideyim diye ve gelmiyor genellikle 🙂 Yeni biriyle tanıştığımda ona türlü güzellikler yapmamak için kendimi tutuyorum, hediye almamak mesela. Sevdiğim bir personel terfi aldı; içimden bir ses diyor ki ”Bir kutu çikolata al ve git tebrik et”. Yapmıyorum, yapmamam gerekiyor. Belki o dengeyi ben tutturamıyorum, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olmadığını kabul edemiyorum. Birine yaklaşıp, onunla sohbet ettiysem, içimden gelip kahve yaptıysam onunla aramda bir bağ var sanıp gardımı düşürüyorum. Beklentiye giriyorum. ”Ben iyiyim onlar kötü ” demiyorum; deneyimim bu tip dost canlısı davranışlarımın çoğunlukla dostluğa yol açmadığı yönünde. Büyük ihtimalle o ayarı tutturamayan, işaretleri okuyamayan, sağlam duramayan benim.

Bu yazı beni epeyce düşündürdü; pişmanlıklarım üzerine daha çok yazmalıyım. Okuyanlardan ricam pişmanlık konusunda bir cümle de olsa bir yorum bıraksınlar. Bakalım neler çıkacak?

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti. Lütfen tekrar deneyin.

MAKALE KATEGORİSİ:
Depresyon Yazıları · Günlük

TÜM YORUMLAR

  • Merhaba,

    O kadar zor bir şey istemişsin ki…Pişmanlık hakkında yazmak. Yüzleşmesi bile o kadar zor ki…Pişmanlıklarım var; aman hepsi de o zamanki hallerimle bağlantılı. Başka türlü olmazdı, olamazdı. Direnç gösterdiğim şeyler vardı. Onları aşamazdım, aşamadım. İnsan ilişkileri çok karışık. Ben yine de verici olmak konusunda kendimi çok kısıtlamıyorum; ama artık o kadar az kişiye de bunu yapmak istiyorum ki…Cidden bu konuda insan eğitebiliyor kendini. İçin bir anda istemez oluyor vermeyi, bir gülüşü bile sakınmayı. Maddi durumlar konusunda da pişmanlıklarım var ama ne bileyim insanın hayatının değişmesi bir patoloji raporuna bakar. Birikimlerimi iyi kullanamayıp çok seyahat ettim ama bu konuda pişmanlığım yok. Benim ihtiyacım olan dengemi bulabilmek, kaygılarımdan kurtulabilmek, kontrolcülüğümü azaltabilmek. Kendime sevgimi yeterince hakkıyla verebilirsem, insanlar kadar sevebilsem ve bazen her şeye ha siktir çekebilsem biliyorum ki her şey daha iyi olacak.

    Gul Kasım 22, 2021 8:53 pm Cevapla
    • Merhaba Gül,

      Çok haklısın , ben de epeyce zorlandım ve bazı şeyleri sansürlemek zorunda hissedip yazamadım bile. insan ilişkileri hepimizi en çok zorlayan konu sanırım. Güzel yorumun için teşekkür ederim.

      Aydınlık Yüz Kasım 26, 2021 11:28 am Cevapla
  • Elif hanım, yazınızı çok kez okudum. Dönüp dönüp, okuyacağım da sanırım.

    “Relatable” diyorlar, kendimden bir şeyler bulduğum, kendimle ilişkilendirdiğim bir yazıydı.
    Kaleminize sağlık.
    İnsta adresinizi bulamadım.

    Aliye Kasım 26, 2021 3:40 am Cevapla
    • merhaba sevgili Aliye, yorumun çok değerli teşekkür ederim, kendinden bir şeyler bulmana sevindim. Pişmanlık konusunda yazmak zorlayıcı oldu ama tüm zorlayıcı şeyler gibi beni uzun uzun düşündürdü, zihnimde ampüller yandı , ara ara yazmayı bırakmak istedim vs. Fikir için gerçekten teşekkür ederim .

      İnsta adresim @onumarkamkitap

      Aydınlık Yüz Kasım 26, 2021 11:00 am Cevapla
  • Merhaba
    Pişmanlığım okuduğum üniversite, puanım yettiği diğer üniversitede aynı bölümü okurdum(özel üni/devlet farkı)
    Bir de yapmak istediğim şeyi( meslek değiştirmek gibi bir şey) yapmak için bu kadar beklemez bu kadar korkak olmak istemezdim

    Kevser Aralık 1, 2021 7:05 pm Cevapla
    • Meslek birçoğumuz için pişmanlık listesinin başında duruyor 🙁

      Aydınlık Yüz Aralık 2, 2021 10:59 am Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir