Bizim Zamanımız, Kitap Yorumu

Mayıs 11, 2023
115
Views

” Ana kızız biz. Bütün mahalleli bunu böyle bilir. ‘Beşinci katta bi ana kız yaşıyor’ evinde ana kız bir başımıza yaşarız.” cümleleri ile başlayan roman bu girişle bile beni mest etti. İnstada adını bir yerlerde gördüğüm kitabın yazarı Sinem Sal tatlı tatlı yazmış. Bütün roman boyunca, sıcak bir soba başında, cuma gecesi Bir Başka Gece izler gibi bir his içindeydim. (90’larda çocuk olmak öyle bir şeydi)

İsmi ile beni şaşırtan kahramanımız Mihrap, yirmili yaşların sonunda, boşanmış, çocuksuz bir kadın. Annesiyle yaşıyor, tuhafiye dükkanları var. Ayın sonunu zor getiriyorlar ama kimseye de muhtaç değiller.

” Annemle birbirimizin en yakın arkadaşıyızdır. Her şeyi birlikte bekleriz. Yarım saat gözleme hamurunun kabarmasını bekleriz ve yerlerin kurumasını, çamaşır makinesinin durmasını, bulaşık makinesindeki tabakların buharının odaya iyice yayılmasını, çaydanlıktaki suyun kaynama noktasına gelmesini, şekerimizin düşmesini, fatura kuyruğunda sıranın bize gelmesini, dizilerin yeni bölümlerini, marketteki halk günlerini usanmadan bekleriz. ” s. 7

Eskişehir’den dönüş yolculuğunda okudum çoğunu.

” Hiç o dizilerde gördüğüm gibi bir şey değilmiş evlilik. Aynı reklamlardaki mikser takımı gibi bir şey. Bir kadının en büyük ihtiyacı! Sizin yerinize her şeyi yapar. Sonra satın alıyorsun, iki güne bozuluyor. Yine elde doğruyorsun her şeyi ama mutfak dolabından atmaya da kıyamıyorsun. Para vermişsin bir kere” s.25

Mihrap’ın duygu dünyasında biteviye gezineduralım, arka planda komşular, diziler, dükkan, mahalle hayatı akıyor, milenyuma giriş heyecanın herkesi sarmışken sahneye bir adam giriyor: Dalyan. Adamın adı aslında farklı ama Mihrap ona bu ismi uygun görüyor ve körkütük aşık oluyor. Sonrası hep Dalyan; öyle ki adamın tam anlamadığım bir sağlık sorunu var ve kızcağız ona karaciğerinden bir parça veriyor, hastanede yatıyor. O kısımlarda epey şaşırdım. Yazar, organ nakli gibi çok riskli bir olguyu bademcik ameliyatı gibi anlatmıştı. Bir de mahallelilerin öyküsü bazen aşırı detaylıydı; evcil aslan, komşunun kocasının kaçak et işini takip etmeleri gibi şeyler bana hikayeden kopuk, alakasız geldi.

” Yıllardır bildiğim, öğrendiğim bir şey varsa, çok acı çekerken başınıza başka bir şey gelirse şanslı olduğunuz çünkü bir acı ancak ve ancak başka bir acıyla unutulur. (s. 194)

Sonunda ne olduğunu az-çok tahmin edersiniz. Hikaye olması gerektiği gibi bitiyor.

Sinem Sal’ın Yine De Amin ve Geçtiğimiz Altı Ayda Çok Şey Oldu isimli iki şiir kitabı ve Dank isminde bir öykü kitabı yayınlanmış. Ot dergisinde yıllardır yazıyormuş. Takibe aldığım ve özellikle şiirlerini merak ettiğim bir yazar bulduğum için çok sevinçliyim.

Bakınız bir röpörtajında ne demiş;

Dünyada süper kahramanlık piyasasının önü en çok Türkiye’de açık diyebiliriz. Özellikle de kadınsanız, süper gücünüzü tek başınıza keşfetmek, sonra da bunu kanıtlamak zorunda kalıyorsunuz. Ama edebiyat için eşitsizlik şarttır. Ailemiz ve devletimiz bu konuda bize genellikle destek olur. Buna rağmen, hayalini gerçekleştirmek ciddi bir güç istiyor. Suat Derviş benim kahramanımdır mesela. Nazım Hikmet, Attila İlhan, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Orhan Kemal gibi “erkek yazar”ları bir dergi altında toplamıştır. Yüzünde keseyle doğunca, evliyalarla anılan ailesi onun da evliya olup olmadığını kısa bir sure sorgulamışsa da kız çocuğu olduğunu gördüklerinde, “Ha,” demişlerdir “evliya değil.” Değil mi?

Etiketler:
· ·
Kategori:
Günlük · Kitap Yorumu

TÜM YORUMLAR

  • Ee ne demişler: “Çivi çiviyi söker.”

    İnsanı kemiren bir derdi başka bir dert unutturabiliyor veya hafifletebiliyor.

    Ali Demiral Mayıs 17, 2023 3:42 pm Yanıtla
    • Öyle de denebilir 🙂 Atalarımız her duruma uygun bir söz bulmuş.

      Aydınlık Yüz Mayıs 18, 2023 9:32 pm Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir