2026 yazı tam olarak başladı. Henüz dayanılmayacak kadar kötü değil; sabahları oturma odası ve mutfağın kuzey cephede olması sayesinde hayata küsmeden güne başlayabiliyorum.
Bizim evde suya düşkünlük yok; henüz Emre dışında havuz-deniz siftahımız olmadı. Birkaç gün önce halı saha sonrası o kadar sıcaklamışlar ki emrivaki yapıp 5 arkadaşını birden sitenin havuzuna davet etmiş çocuğum. O gün benim ”Hurç boşaltma perilerim” gelmişti. Ortalığın anası ağlıyordu ama çocuk memnun etmek söz konusu olunca akan sular duruyor. Yöneticiyi aradım, azıcık gerçekleri değiştirmiş olabilirim 🙂 Kadın da beni havuz başında kahveye davet etmez mi? Hemen gittim; hiç nazlanmadım 🙂

Evde yeterli depolama alanı yok. Yazlık-kışlık ayırıp kaldırmak şart. Nasıl yorucu bir iş; özellikle zihinsel olarak. Bir evde eşyaların yeri belli değilse düzenli olma olasılığı çok düşük arkadaşlar ve ben bu konuda pek iyi sayılmam. Bu ”Ev düzenleme” işine elimi verirsem kolumu alamayacakmışım gibi hissederim hep. Sonsuz bir emek ve sıfır kazanç. Herhalde bakış açımı değiştirmem gerekiyor çünkü bu şekilde de çok yorucu. Arkadaşlarının havuza geldiği gün Emre’nin mayosunu bulamadık. Her yere baktık, bana sinirlendi, üzüldüm, başıma ağrılar girdi. Dün yine bazanın altına yorgan vb koyarken Rodos’ta kullandığım ve varlığını unuttuğum plaj çantasını buldum. Sap kısımları bazanın altında küflenmiş. İçindekileri yatağın üzerine silkeledim; pek sevdiğim yeşil elma parfümü, saç tokaları ve bulamadığım bikiniler önüme serildi. Demek ki hiç boşaltmadan, sırf ”Ortadan kalksın , sonra nasıl olsa düzenlerim” diyerek oraya atmış ve unutmuşum. (Neyse ki çanta dahil her şey 30 derecede yıkandı ve tertemiz oldular) .

25 nisanda ilk kez eve temizlikçi aldım Neredeyse 2 yıldır -neyime güveniyorsam- kendim temizlik yapıyordum. Alt komşuma gelen Birgül ve Nurcan adında dünya tatlısı 2 kadın evi hallaç pamuğu gibi attılar. İlk geldiklerinde 9 saat civarında kaldılar ve yine de bitmedi dediler. 2+1 evden bahsediyoruz. (Tam da Amsterdam için yola çıktığım gündü.) İki kişi yarım güne 4 bin lira alıyorlar. Helal-i hoş olsun.
Dün de evde temizlik vardı. Onun gazıyla hala bitmeyen yazlık-kışlık ayırma, dolap-çekmece düzeltme işlerini neredeyse bitirdim. Kaybettim sandığım kıyafetleri-terlikleri buldum. Gözümde çok büyüyen ayakkabı dolabını düzenledim. Oğlanlardan da destek aldım. Ufak tefek birkaç şey kaldı ve kutlamak için kendime bu kahveyi yapıp çok beğendiğim Netflix dizimin son bölümünü izledim. Çok rahatladım.


Emreler evde rahat etsin diye ısrar kıyamet Eren’i alıp Turgutreis sahile indik. Her yer cıvıl cıvıldı. Ne kadar eve kapandığımızı üzülerek fark ettim. Büyük oğlana hem mayo hem şort niyetine bir şort bulabildik (İçinde file olmadığını eve gelince fark ettik) , Eren de kendine bir şort seçti. Saçları uzadı gitti ama inatla okul bitince kestireceğini söylüyor.

Dün (11 haziran) son yazılılar yapıldı fakat okullar 26 haziranda kapanacak. Çocukların ne devamsızlık umurunda ne başka bir şey. Eren’i göndermekte daha çok zorlanacağız gibi duruyor. Resmen olmasa da yaz tatili başladı sayılır. Yarın LGS var; bu da bizim için de sürecin başlaması gerektiğini gösteriyor. Eren’e doping hafızanın LGS hazırlık paketini aldık. Pek umursamıyordu ama birkaç gün önce koçla kendim görüştüm ve Eren’in disipline çok ihtiyaç duyduğunu anlattım. Haftalık rutin görüşme ve ciddi bir plan konusunda hem fikir olduk. Bakalım nasıl geçecek bu yıl?

Emre’nin diş telleri yaz sonunda çıkacak gibi. Pek sevindik . Bir haftadır ona mayo arıyorum. Çok zayıf olunca beller olmuyor. Çocuk reyonlarındakiler düdük gibi oluyor derken dün Decathlon’da tam aradığım mayoyu bulup aldım. Analık işte; ona kalsa pek de fark etmez. Geçen sene son dakika Migros’tan biçimsiz bir mayo almıştı. Onu giyerdim anne dedi geçti. Arada spora gidiyor, gelip kendine protein tozu hazırlıyor. Dün ”Boyum uzamayacak diye çok mu endişelendin? ” diye sordu. Evet deyince, ”O kadar da dert etmezdim aslında” dedi.

1 gün gecikmeyle olsa bile eşimin doğum gününü kutladık. Bravo bize.
Vaktimin kayda değer bir kısmını reels izleyerek geçiriyorum. Dizi-kitap bir yere kadar.

Bu görseli içerik üreterek para kazanan insanların geldiği noktayı göstermek için koydum: Gün içinde yaşanan her saniyeyi içeriğe çevirme saçmalığı bitse mi artık? Her ama her şeyi malzeme yapmak, annanenin şivesi, babannenin perdesi-sobası derken bu iş nerelere geldi? Boğazımıza kadar saçmalığa battık.
Bu aralar böyle hayat.. Güzel bir yaz olsun.





TÜM YORUMLAR
Bugün benim de hovardalik günümdu.
Ne kadar oluyorsa işte.
Leyla’ya uzun zamandır istediği oral b şarjlı diş fırçası aldık.
Bebise 0-3 yaş ilk diş fırçası macunu aldık.
Ortada dış yok daha :))
Pamuk saten nevresim takımı aldım. Leyla’ya kapitonelisinden aldık.
Anne-kız Pembe beyaz Çubuklu önden düğmeli pijama takımı aldık.
Mr beast çikolatası denedik, pek begendik
Daha bir sürü ıvır zıvır…
Ohh sefamiz olsun değil mi.
Maaş gelmedrn maaşı bitirdik.
Kesinlikle! Sefan olsun 🙂 Güle güle, keyifle kullanın. O pembe-beyaz çubuklu pijamalarda benim de aklım kalmıştı. Ben de alayım 🙂
Ben de başlayayım, kışlıkları toplayıp yazlıkları hurçlardan boşaltmaya. Yaz sonuna bitiririm, hep öyle oluyor hop kış geliyor. Yaz bitince çok üzülüyorum. Ankara soğuk hala tam ısınmadı,gerçi artık burada temmuzda çok rahatsız edici bir sıcak oluyor. Harçları çabucak bitireyim de uzatmadan ( titizlenir deraylara dalar işi uzatırım) yazım tadını çıkaralım.
Gerçekten öyle. Dün bir fasıl daha gardrop ayıkladım ve yine bir hurç dolduracak kışlık ve geri dönüşüme gidecek bir poşet çıktı. Bitmeyen bir döngü.